Diyabetli kör olma riskini bilmiyor
February 18th, 2007
Diyabetli kör olma riskini bilmiyor
Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Göz Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim
Üyesi Yard. Doç. Dr. Levent Karabaş, diyabet hastalarının büyük çoğunluğunun,
hastalıklarının körlüğe yol açabileceğini bilmediklerini belirtti.
KOCAELİ – Karabaş, diyabetin, vücudun pek çok organında olumsuzluğa yol
açtığını, ancak en fazla küçük çaplı damarları etkilediği için göz ve böbreğin
en ağır şekilde etkilenen organlar olduğunu belirtti.
Diyabetin, diğer organlara yaptığı tahribata oranla gözde hem erken hem de çok
ağır hasara neden olduğunu ifade eden Karabaş, dünyada çalışma çağındaki nüfusun
kör olmasının en büyük nedeninin diyabet olduğunu söyledi.
Karabaş, diyabette, göz tedavisinde gecikilmesi halinde dönüşü olmayan, körlükle
sonuçlanan sürece girildiğini bildirerek, şöyle konuştu:
“Diyabet hastalarının çoğu hastalıklarının göz bozukluğuna, hattakörlüğe yol
açabileceğini bilmiyor. Hastalıklarının neden olduğu en dramatik bozukluğu, ayak
parmaklarının kaybedilmesi olarak biliyorlar.Oysa bu gelişmenin çok öncesinde
gözdeki bozukluklar ortaya çıkıyor. Göz doktoruna da gitmeyen hasta gözü
görmemeye başlayınca, ‘yaşım ilerledi herhalde katarakt oldum’ diyor. Bu durumun
diyabetten kaynaklandığını söylediğimizde bu onun için acı bir sürpriz oluyor.”
HEKİMLERİN İHMALİ
Diyabetin yarattığı göz bozukluğunun, hastalığın süresiyle doğrudan ilişkili
olduğunu dile getiren Karabaş, şöyle devam etti:
“Hastalık eskidikçe göz hastalığı riski artıyor. Diyabet tespit edildiği anda
mutlaka göz muayenesi yapmak gerekir. Bu konuda hekimlerimizin de ihmalkarlığı
var; hastayı göz kontrolüne göndermiyor. Hastaları yalnızca şeker düzeyini
ayarlayarak kontrol etmeye çalışıyorlar. Ama süre arttıkça, şeker düzeyi iyi
giden hastalarda bile göz bozukluğu ortaya çıkabiliyor.”
Erken dönemde, ‘ileri derecede şeker hastalığım yok, o halde benimgözlerimde bir
bozulma olmaz’ diye düşünmemek gerektiğini savunan Karabaş, sözlerini şöyle
sürdürdü:
“Diyabet, erken dönemlerinde de yasal körlüğe (onda birin altındaki görme
düzeyi) neden olabilir. Küçük damarlarda sızıntıyla görme noktasında ödeme neden
olup, görme düzeyini onda birin altına düşürebilir. Bu aşamada bile gecikilir,
lazerle tedavi uygulanmazsa görme noktasında kalıcı hasara neden olur. Bazı
ilerlemiş durumlarda da gözün içinde bir kanama oluyor. Bu aşamada retinayı
göremiyoruz ve lazer tedavisi uygulayamıyoruz. Hastanın göz tansiyonu
yükseliyor; hemgözü görmüyor hem de ağrı çekmeye başlıyor. ‘Gözümü al beni
kurtar’ diyen hastalarla karşılaşıyoruz. Yapacak bir şey olmadığı için ağrısını
dindirebilmek adına gözünü almak zorunda olduğumuz hastalar var.”
Bu yazının kategorisi: Şeker Hastalığı
Geri izle