Grip virüslerine tek tip aşı
February 26th, 2011
ABD”de yapılan araştırmayla, aralarında H1N1 domuz gribi virüsü ve H5N1 kuş gribi virüsünün de bulunduğu başlıca grip virüsü türlerini etkisiz kılacak tek tip aşı geliştirilmesinin önü açıldı.

ANKARA – Türkiye’de şu anda ilk sırada B tipi gribin, ikinci sırada H1N1″in ve üçüncü sırada ise H3N3″ün etkili olduğunu söyleyen Ertek, son günlerde yaygın olarak görülen gribal enfeksiyonla ilgili bilgi verdi.
Girip virüslerinin A, B ve C olmak üzere üç grupta toplandığını belirterek, A grubunun insanlarda, kanatlı ve diğer hayvanlarda; B grubunun sadece insanlarda ve C grubunun ise domuzlarda ve insanlarda görüldüğü belirten Ertek, şimdiye kadar pandemilerin A grubu kaynaklı olduğunu ifade etti.
Ertek, Türkiye”de pandemi durumunun söz konusu olmadığını vurgulayarak, şu andaki durumun virüs kaynaklı mevsimsel grip olduğunu söyledi. 2009-2010 pandemi döneminde grip sezonunun erken başladığını, Ekim ayından itibaren çok yoğun grip vakalarını ile karşılaştıklarını anımsatan Ertek, bunun çok beklenen bir durum olmadığını, hastalığın Kasım-Aralık aylarında daha fazla arttığını belirtti ve şunları kaydetti:
“”Ülkemizde alışılan gelen grip sezonu ocak ayında başlar ve şubat-mart aylarında artarak devam eder ve nisan ayından itibaren etkisini kaybeder. Bu yıl ise bir iki haftalık bir gecikme oldu. Ocak ayının ikinci haftasında daha yoğun olarak mevsimsel grip görülmeye başladı. Şu anda da pandemi döneminin dışındaki diğer yıllara bakıldığında herhangi bir farklılık arz eden bir durum yok. Sadece iki haftalık bir sarkma söz konusu. Bunun de sebebi, iklimin biraz daha ılıman geçmesinden dolayı, süreç gecikti.”"
KEÇİ GRİBİNDEN KAYNAKLANMIYOR
Şu an etkili olan virüsün keçi gribi olmadığını belirten Ertek, merkezlerinde 15 ilden gribal enfeksiyon belirtileri gösteren hastalardan örnekler alarak inceleme yaptıkları anlattı. Ertek, incelemelerde, Türkiye”de etkili olan virüsün ne olduğuna dair analiz yaptıklarını ve bunu haftalık olarak merkezin internet sitesinde yayımladıklarını belirtti.
Keçi gribinin daha çok hayvancılıkla uğraşan, pastörize edilmemiş enfekte sütlerin tüketilmesi ya da enfekte hayvanla çok yakın temas sonucu bulaşabildiğini ifade eden Ertek, şunları söyledi:
“”Hayvancılığın yoğun olduğu yerlerde görülür. Zaman zaman 100-200 kişide görülebilen lokal salgınlar yapar. Tüm toplumu etkileyen bir enfeksiyon değildir. İnsana geçtikten sonra gribe benzer şekilde baş ağrısı, ishal, ateş, halsizlik, etraf ağrısı görülebilir. Genellikle akciğeri tutar ve zatürre benzer bir durum olabilir, bazen karaciğeri tutabilir, kalp kapaklarını ve beyini tutabilir. Gripten tamamen farklı bir tablodur. Şu anda ülkemizde görülen tamamen viral kaynaklı mevsimsel bir griptir, keçi gribi değildir. Vatandaşların, bu konuda rahat olması gerekiyor.”"
B TİPİ GRİPTE ARTIŞ VAR
Şu anki mevsimsel gribin, H1N1’den farklı olduğunu ifade eden Ertek, “”Pandemiden önce daha ziyade A gribi baskın olarak görülürken, pandemiden sonra şu anda görülen mevsimsel grip etkenleri içerisinde B tipi gribi daha fazla görüyoruz. Pandemi döneminde toplumun önemli bir kısmı, A gribinin alt grubu olan H1N1″e karşı bağışıklık kazandı. Bu sene, ona bağlı olarak B tipi gripte artış söz konusu. Bu yüzde 50-55 civarında. Şu anda B gribini her iki kişiden biri enfekte oluyor.
Şu anda H1N1 de etkenleri arasında. İkinci sırada da H1N1″i görüyoruz. Yani 2010-2011 döneminde mevsimsel grip etkeni olarak dolaşımda geçen sezona oranla daha az etkili olmakla birlikte hala dolaşımda. Ancak ilk sırada B gribi bulunuyor. Üçüncü sırada da H3N2 denilen bir grip virüsü görülüyor.”"
KOMPLİKASYONLAR NEDENİYLE GEÇ ATLATILABİLİR
B gribi virüsünün normalde diğer etkenlere göre daha hafif seyrettiğini anlatan Ertek, “”gribal enfeksiyonlarda, influenza dışında da bazı virüsler şu an dolaşımda”" dedi.
Ertek, parainfluenza ve adeno virüsleri gibi üst solunum yolu enfeksiyonu yapan farklı virüslerin de şu anda etkinliğini sürdüğünü ifade etti. Gribal enfeksiyonların, altta yatan bir sorun olmadığı takdirde genellikle bir hafta içinde iyileştiğini, bazen sinüzit, otrit, bakteri tarzında komplikasyonlara yol açabileceğini belirten Ertek, bu takdirde iyileşme süresinin uzadığını dile getirdi.
Ertek, iyileşme süresinin bazı hassas bünyelerde grip sonrasında bir aydan daha fazla devam eden öksürük şikâyeti ile karşılaşılabildiğini belirterek, bunun da gribal enfeksiyon dışında değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Ertek, “”Bu influenza sezonunda görülebilecek bir durumdur. Hastaların yüzde 80-90″ı bir haftada atlatıyorsa, yüzde 10″u komplikasyonlar nedeniyle geç atlatabilir”" dedi.
GÖĞÜSTE AĞIRLIK HİSSİ ADELE AĞRISINDAN KAYNAKLANIYOR
Gribal enfeksiyonların baş ağrısı, halsizlik, öksürük, ateşin yükselmesi, vücut ağrıları ve bazen göz dibi ağrısı ile ortak belirtilerle kendini gösterdiğini vurgulayan Ertek, şu an hastaların en çok şikâyet ettiği göğüste ağırlık hissinin adale ağrısından kaynaklandığını söyledi.
Ertek, gribin bir komplikasyonu olarak grip sonrasında bakteriyel pnömoni olabileceğine ve hastanın şiddetli göğüs ağrısı hissedebileceğine işaret etti. Bu durumda dikkatli olunması uyarısında bulunan Ertek, “”Bu bakterilerin pnömoni olması halinde göğüs ağrı, şiddetli öksürük ve balgam çıkarma söz konusu olabilir. Bu durumda mutlaka hekime başvurulmalıdır”" diye konuştu.
RİSK GRUBUNDAKİLER İÇİN AŞI KORUYUCU OLABİLİR
Ertek, etkinliği devam eden B gribi, H1N1 ve H3N2 virüse karşı da şu an kullanılan aşıların etkili olduğunu belirtti. Henüz gribal enfeksiyon geçirmeyen risk grubundaki kişilerin aşılanmasının faydalığı olduğunu vurgulayan Ertek, “”Sağlık durumu iyi olan genç erişkinlerin aşılanması söz konusu olmayabilir. Fakat altta yatan bir hastalığı olanlara, yaşlılar, 6 ay-2 yaş arası çocuklar, böbrek, kalp, şeker ve akciğer hastaları için aşı koruyucu olabilir”" uyarısında bulundu.
GRİBAL ENFEKSİYONDA ANTİBİYOTİK KULLANILMAMALI
Ertek, antibiyotiklerin virüslerde etkili olmadığını belirterek, gribal enfeksiyonların tedavisinde de antibiyotik kullanılmaması gerektiğine dikkati çekti.
Bu hastalıklarda antibiyotiğin herhangi bir faydası olmadığını vurgulayan Ertek, “”Aksine gribal enfeksiyon hastası antibiyotik kullandığında, hastalıktan sonra daha dirençli bakterilerle süper enfeksiyon denilen ikinci bir enfeksiyona geçilebilir. Tedavi zorlaşır. Toplum içinde dirençli bakterinin yayılmasına yol açabilir”" diye konuştu ve ilaçların mutlaka doktor tavsiyesiyle kullanılması gerektiğini söyledi.
HELSİNKİ – Finlandiya Ulusal Narkolepsi Çalışma Kolu, domuz gribi aşısı Pandemrix ile ilgili olarak yapılan araştırmalardan elde edilen ilk sonuçların, aşı yapılan 4 ila 19 yaşındaki kişilerde aynı yaş grubunda vurulmayanlara kıyasla narkolepsiye yakalanma olasılığında artış gözlendiğini bildirdi.
Sonuçları Ulusal Sağlık ve Refah Enstitüsü tarafından açıklanan araştırmada, “narkolepside gözlenen bu artışın, büyük olasılıkla domuz gribi aşısı ve bazı diğer faktörlerin ortak sonucu olduğu” belirtildi.
Gündüz aşırı uyku eğilimi olan narkolepsiye yakalanan hastaların, gün içinde en olmadık yerlerde ve zamanlarda çoğunlukla farkına varmadan uykuya daldıkları görülebiliyor.
İSTANBUL – Uzmanlar, gribin öncelikle belirtileri benzerlik gösteren diğer hastalıklardan ayrılması ve doğru şekilde tedavi edilmesi gerektiğini söylüyor.
İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Gürkan Yurteri, özellikle grip ile soğuk algınlığının ayırt edilmesinin önem taşıdığını söylüyor. Dr. Yurteri, etkisi uzun süre devam eden gribin tedavisi hakkında bilgi verdi ve şu önerilerde bulundu:
“Yavaş yavaş gelişen halsizlik, hapşırık, burun tıkanıklığı, burun akıntısı, boğaz ağrısı, balgamlı ya da kesik kesik öksürme, soğuk algınlığının belirtileridir. Soğuk algınlığı ayakta ve hafif olarak atlatılır. Grip belirtileri ise, aniden ortaya çıkar. Hasta sabah işe giderken iyidir, 3-6 saat içinde birden üşüme, aşırı halsizlik, yorgunluk, ateş yükselmesi ortaya çıkar. Yaygın vücut ve baş ağrısı, özellikle göğüste rahatsızlık (baskı, ağrı) hisseder. Yorgunluk tahammül edilmez boyutlara ulaşır, tabloya kuru karakterde bir öksürük eşlik edebilir.
VİRÜSÜ ALAN KİŞİ 3 GÜN İÇİNDE HASTA OLUR
Hasta öksürdüğünde milyonlarca virüs havaya yayılır. Sağlıklı insanlar hava yoluyla virüsü alır. Eğer virüse karşı bağışıklığı yoksa 1-4 gün içinde hasta olur. Bu yolla, sinema, otobüs, okul, ibadet yerleri gibi insanların toplu bulunduğu yerlerde yüzlerce kişi hastalık kapabilir. Özellikle çocuklar okuldan kaptıkları mikrobu evlerine getirerek diğer aile bireylerine hastalığı bulaştırabilir. Virüs dış ortamda 2-8 saat varlığını sürdürebilir. Bu özellikle hasta bir kişinin dokunduğu yerlere (kapı kolu, telefon masa, merdiven korkulukları vs.) sağlıklı insanlar temas ettiklerinde virüsü alır. Ellerini ağızlarına, gözlerine götürdükleri zaman kendilerine virüsü bulaştırmış olur.
AŞININ ETKİ ETMESİ İÇİN…
Grip mevsimi başlamadan, özellikle risk altındaki gruplar başta olmak üzere 6 ay ve üzerindeki herkes aşılanabilir. Ekim ayı aşılanmak için en uygun aydır. Fakat grip mevsiminin Mayıs ayına kadar uzadığı düşünüldüğünde kış sezonu içinde de aşılama yapılabilir. Özellikle ilkokul çağındaki çocuklar, 65 yaş üzerindeki kişiler, bağışıklık sistemini bozan, şeker, akciğer, kalp, böbrek gibi ikincil bir hastalığı olan bireyler risk altındadır. Grip olduktan sonra yapılan aşıların hastalığın tedavisine bir katkısı yoktur. Aşı, aslında, etkisi azaltılmış grip virüsüdür. Bu nedenle, kişinin bağışıklık sistemini zayıflatarak, var olan hastalığı ağırlaştırabilir.
GRİP ARKASINDA İNATÇI ÖKSÜRÜK BIRAKABİLİR
Grip, uzun süre tedavisiz kaldıktan sonra geçse bile arkasında inatçı öksürük bırakabilir. Çünkü virüs hava yollarını hassaslaştırır. Hasta ısı değişikliklerinden, hava kuruluğundan, tozlardan daha kolay etkilenir ve öksürür. Bu nedenle gribin etkileri tamamen ortadan kalkana kadar istirahat edilmeli ve bu süreçte de beslenme düzenine özen gösterilmelidir.
TEDAVİ SÜRECİ DE ÖNLEYİCİ TEDBİRLER KADAR ÖNEMLİ
Öncelikle hasta olan kişiler evlerinde izole edilmeli ve tedavilerine hemen başlanmalıdır. Hastalar ancak ateşleri düştükten bir gün sonra işlerine dönebilir. Ayrıca tüm hastalara virüsü nasıl bulaştırdıkları anlatılmalı, neler yapmaları gerektiği söylenmelidir.
İNATÇI GRİPTEN KURTULMAK İSTİYORSANIZ BUNLARA DİKKAT
• Antiviral ilaçlar, gribin hem daha hafif hem de kısa sürede geçmesine yardımcı olur. Şikâyetler başladıktan 48 saat içinde doktor tarafından başlanması gerekir. Ayrıca virüsün başkalarına bulaşmasına da engel olur. Ülkemizde hem tablet hem de inhalasyon şeklinde kullanıma sunulmuş formları vardır.
• Yorgunluk, ağrı, burun akıntısı, öksürük gibi şikâyetler için antigribal ilaçlar, ağrı kesiciler alınabilir.
• Hastalık hava ve temas yoluyla bulaştığından bunlara yönelik de tedbirler alınması gerekir. Hastalar hapşırırken, öksürürken, sekresyonlarını temizlerken tek kullanımlık mendil tercih edilmeli, işlemden sonra hemen çöpe atmalı, ortalıkta bırakmamalıdır. Eğer hasta mendili yoksa kolun iç tarafını ağzını kapatmak için kullanabilir.
• Elleri sık ve kuralına uygun yıkamak virüs bulaşımını önemli ölçüde azaltır. Ellerimizi yıkarken sıvı sabun, kurularken de kâğıt havlu kullanmaya özen göstermeliyiz.
• Gripte antibiyotikler, tedavide en son akla gelmesi gereken ancak komplikasyonlar ortaya çıktığında kullanılabilecek ilaçlardır.
• Özellikle doktora danışılmadan her gün alınan C vitamini gribi önlemenin yolu değildir. Zamanla vücutta tehlikeli bir birikime de yol açılabilir. Sadece kış döneminde alınması daha faydalı olur. Doğanın bize sunduğu zengin C vitamini kaynağını da unutmamak gerekir: Günde iki adet portakalın suyunu içmek C vitamini dopingi yapmanın en iyi yoludur.”
ANKARA – Sağlık Bakanlığı Refik Saydam Hıfzıssıhha Merkezi Başkanı Doç. Dr. Mustafa Ertek, ülke genelinde birkaç haftadır yaygın görülen gribal enfeksiyon vakalarının, kamuoyunda “”Keçi Gribi”"nden kaynaklandığına dair bilgilerin “”doğru olmadığını”" söyledi.
Ertek, son haftalarda artan gribal enfeksiyonlara, halk arasında “”Keçi Gribi”" olarak bilinen “”Q Ateşi”"nin neden olmadığını belirterek, “”Şu ana kadar Türkiye”de herhangi bir keçi gribi vakasına rastlanmadı. Şu an görülen durum, mevsimsel gribal enfeksiyonlardır”" dedi.
Keçi gribinin, tıp literatüründe “”Q Ateşi”" ya da “”Quensland Ateşi”" olarak adlandırıldığını anlatan Ertek, hastalığın ilk kez 60 yıl kadar önce Avustralya”da Quensland”da ortaya çıktığını belirten Ertek, hastalığın etkeninin Coxiella burnetii isimli bir bakteri olduğunu ifade etti. Ertek”in verdiği bilgiye göre, keçi gribinin etkinlik alanı ve bulaşma şekli şöyle:
Keçi gribi, başta keçiler olmak üzere koyun ve sığır gibi geviş getiren hayvanlarda, hayvanın en çok süt, idrar, dışkı ve plasentasında bulunuyor. İnsanlara doğrudan temasla, solunum yoluyla, pastörize edilmemiş süt ve süt ürünlerinin tüketilmesiyle bulaşıyor. Bakteri normal pastörizasyona (62-65 santigrat derecede 30 dakika) dirençli olup, 71.6 santigrat derece 30 sn”lik pastörizasyon işlemine duyarlılık gösteriyor.”"
GRİP BENZERİ BULGULARLA ORTAYA ÇIKIYOR
Hastalık, ani olarak yüksek ateş, titreme, baş ve kas ağrıları, halsizlik gibi grip benzeri bir bulgularla kendini gösteriyor. 2009-2010 tarihleri arasında keçi gribi hastalığı, Hollanda”da 2 bin 300 kişide belirlenmiş ve 6 kişinin yaşamını yitirmesine yol açmıştı.
SALGINA NEDEN OLMUYOR
Keçi Gribi hastalığı, sanıldığı gibi viral değil bakteriyel bir hastalık olduğu için kuş gribi ya da domuz gribi gibi çok geniş bir alanda yayılan ve etkisini gösteren salgın hastalıklara yol açmıyor. Belli bir bölgede daha sınırlı bir tablo ile kendini gösteriyor. Spesifik bir semptomu olmadığı için ancak laboratuar testleriyle teşhis edilebiliyor. Keçi gribi vakalarında klinik örneklerin teşhisi, Hıfzıssıhha başkanlığındaki laboratuarlarda yapılıyor.
SOFYA – Bulgaristan”da hava sıcaklığının mevsim normallerinin üzerinde seyretmesi nedeniyle yayılan domuz gribi yüzünden başkent Sofya bölgesinde salgın ilan edildi.
Ulusal Salgın Hastalıkları Danışmanı doktor Angel Kunçev, domuz gribi olarak bilinen H1N1 virüsünün 2–3 haftaya kadar tüm ülkeyi etkisi altına alacağını öne sürdü.
Kunçev, “Trud” gazetesine açıklamasında Sofya”da hastalananların oranının 10 binde 300″ü geçtiğini belirterek, yakın bir zamanda Blagoevgrad, Pazarcık ve Plevne bölgelerinde de grip salgını ilan edileceğini kaydetti.
Doktor Kunçev, gözetim raporlarına göre hastalananların yüzde 98″inin H1N1 domuz gribi, geri kalan yüzde ikisinin ise bir başka grip türüne yakalandıklarını söyledi.
Domuz gribinin genelde 20 ila 40 yaşlarındaki kişilerde daha etkili olduğunu belirten Kunçev, grip olanları zaman kaybetmeden doktora başvurmaları konusunda uyardı.
Grip salgını nedeniyle alınan önlemler kapsamında Sofya”da, sağlık kurumlarında hasta ziyaretlerine sınırlamalar getirildi.
CHICAGO – Chicago Üniversitesi ile Emory Üniversitesi Tıp Okulu”ndan bilim adamlarınca ortak yapılan araştırma, domuz gribini atlatan kişilerin vücutlarında oluşan antikorların, bu kişilere, başlıca grip virüsü türlerine karşı az rastlanan nitelikte bir bağışıklık kazandırdığını gösterdi.
Journal of Experimental Medicine adlı tıp dergisinde yayımlanan araştırmaya katılan bilim adamları, bu kişilerin vücudunda oluşan antikorların, geçen on yılda gelişen tüm mevsimsel H1N1 domuz gribi virüsü türleri, 1918 yılında ortaya çıkan ölümcül “”İspanyol gribi”" virüsü ve hatta ölümcül H5N1 kuş gribi virüsünün bir türüne karşı koruyabilecek nitelikte olduğunu belirledi.
Araştırmaya katılan Chicago Üniversitesi bilim adamlarından Patrick Wilson, araştırmada ulaştıkları bulguların tek tip bir grip aşısının mümkün olduğunu gösterdiğini söyledi.
İlk ölümcül domuz gribi salgınında, hastalığı atlatan 9 kişinin vücudundaki antikorları, sağlık çalışanlarını koruyabilecek bir yol bulma ümidiyle 2009 yılında üretmeye başlayan Wilson ve ekip arkadaşları, Emory Üniversitesi Tıp Okulu”ndan araştırmacılarla birlikte çalışarak, H1N1 virüsüne tepki veren 86 antikor üretmeyi başardı.
Araştırmacılar, farklı grip türleri üzerinde yaptıkları deneylerin ardından, ürettikleri antikorlardan 5″inin, aralarında, “”İspanyol gribi”" ile ölümcül H5N1 kuş gribi virüsünün bir türünün de bulunduğu çok sayıda grip türüne karşı koruyucu özelliğinin bulunduğunu keşfetti. Fareler üzerinde yapılan deneylerde, normalde ölümcül miktarda grip virüsü verilen farelerin antikorlar sayesinde hastalıktan korunduğu gözlendi.
SÜPER ANTİKORLARA DOĞRU
Emory Üniversitesi bilim adamlarından Jens Wrammert, konu hakkında yaptığı yazılı açıklamada, “”Önceleri, bu çeşit geniş koruyucu özelliği olan, vücuda sinsice sızan virüslere tepki gösteren antikorların çok nadir ortaya çıktığı sanılıyordu. Ancak H1N1 hastalarında bu antikorlar şaşırtıcı derecede fazlaydı”" ifadelerini kullandı.
Wilson da telefonla yaptığı açıklamada, yaptıkları araştırmanın, vücudun bağışıklık sisteminin, doğru şekilde harekete geçirilmesi durumunda, bunun, süper antikorları üretecek duruma getirilebileceğini kanıtladığına dikkati çekti. Wilson, kendisi ve birlikte çalıştığı ekibin, adı açıklanmayan bir iyoteknoloji şirketinde, bir aşı ve amaca uygun ilaçlar geliştirilmesi yönünde çalışmalara başladığını kaydetti.
Bu yazının kategorisi: Gebelik,Gribal Hastalıklar,Hastalıklar,Sağlık Kurumları
Geri izle