‘Mor bebek’ hayata tutundu
December 6th, 2011
Doğuştan kalp ana damarları ters çıkan ve akciğer damar yolu gelişmemiş olan 1.5 yaşındaki “mor bebek” Ahmet Salih Cerrah, dünyanın sayılı merkezlerinde yapılan “Nikaidoh” yöntemiyle hayata yeniden “merhaba” dedi.
ANKARA – Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Hakan Şatıroğlu, doğum yaptıktan sonra tekrar çocuk sahibi olmayı planlayan çiftlerin iki gebelik arasında bir süre konması gerektiğini, ara verilmeden art arda yapılan doğumların hem bebek hem de anne için sağlık sorunlarına yol açabileceğini söyledi.
“”2-3 yıldan kısa aralıklarla yapılan doğumlarda anne ve bebekte sorun çıkma olasılığı, erken doğum, prematüre doğum ve bebekte yapısal organ bozuklukları ihtimali kuvvetlenebilir”" uyarısında bulunan Şatıroğlu, en sağlıklı doğum yaşının 18-35 yaş arası olduğunu belirterek şu bilgiyi verdi:
“”Kadınlar bunun dışındaki yaşlarda da elbette doğum yapabilir, ama bazı riskler taşıdığı bilinmelidir. 18 yaşından önce henüz kendi çocuk olan beden, bebeği taşıyamaz. Bu yüzden 18 yaş öncesi yapılan doğumlarda sakatlık, anne ya da bebek ölümü olasılığı çok daha fazladır.”"
35 yaş sonrası yapılan doğumlarda ise down sendromlu çocuk yüzdesinin arttığını belirten Şatıroğlu, “”Annenin vücudu yıprandığı için damar sertliği, yüksek tansiyon, şeker gibi hastalıklar artış gösterebilir. Bu da hem bebek için hem de anne adayı için risk barındırır”" dedi.
“”İKİSİ BİRDEN BÜYÜSÜN”" ANLAYIŞI DOĞRU DEĞİL
Hem annenin sağlığını korumak hem de sağlıklı bir bebek dünyaya getirmek için iki doğum arasında mutlaka 3 yıl ara verilmesi gerektiğini vurgulayan Şatıroğlu, çok sık doğum yapan kadınların yaşıtlarına oranla çok daha hızlı yaşlandıklarını ifade etti.
Halk arasında çok yaygın olan “”ikisi birden büyüsün”" anlayışının tıbben uygun olmadığına dikkati çeken Şatıroğlu, şöyle devam etti:
“”Ülkemizde genellikle kardeşler arasında 1 ya da 2 yaş fark oluyor. Bu aslında çok yanlış. Çünkü anne için doğuma hazırlık, doğum ve doğum sonrası ciddi ve bedeni yıpratıcı bir süreç. Bedenin, mutlaka kendini toparlaması ve tekrar güçlenmesi gerekir. Doğumlar arasındaki süreçte kadın vücudunun tıpkı nadasa bırakılan toprak gibi dinlenmesi ve kendini yeni bir doğuma hazırlaması gereklidir. Dinlenmeye bırakılmayan kadın üreme organlarında çeşitli aksaklıklar ortaya çıkabilir. Kadının vücudu kendini toparlayacak süreyi bulamadığı için deformasyona uğrar, çeşitli hastalıklara açık hale gelir, ileri yaşlarda osteoporoz riski artar.
ANNE SAĞLIĞINI DA TEHDİT EDİYOR
Sık aralıklarla doğum yapan kadınlarda düşük, erken doğum, normalin altında kiloya sahip ya da anomalili bebek doğurma gibi riskler artıyor. Doğumun peşi sıra gerçekleşen gebeliklerde bebekte çeşitli gelişim bozuklukları ve bebek ölümlerine rastlanabiliyor. Sık doğum annede kansızlık, halsizlik, beslenme bozuklukları ve depresyon görülme olasılığı artıyor.
Bunların yanı sıra ilk bebeğin hemen ardından gelen ikinci bebek, ilk bebeği gölgede bırakır. Bu da ilk bebeğin hem bedensel hem de ruhsal gelişimini olumsuz etkiler. Bu yüzden hem annenin hem de bebeklerin sağlığını tehlikeye atmamak amacıyla doğumdan hemen sonra aile planlama yöntemlerinden birini seçerek en az 2, iyisi 3 yıl gebe kalmamak tavsiye edilir.”"
İSTANBUL – İstanbul Koşuyolu Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde ilk kez yapılan ameliyata ilişkin olarak hastanenin Pediyatrik Kalp Damar Cerrahisi Klinik Şefi Prof. Dr. Hakan Ceyran, Ahmet Salih Cerrah”ın doğuştan “”mor bebek”" diye tabir edilen komplike kalp hastalığına sahip olduğunu söyledi.
Cerrah”ın, doğuştan kalp ana damarlarının ters çıktığını, kalbinde delik olduğunu ve akciğere giden damar yolunun gelişmediğini belirten Ceyran, “”Ahmet Salih, diğer doğumsal kalp hastalığına sahip çocuklardan daha farklıydı. Kalbinde bir arada birçok problem vardı. Bunların hepsi ayrı ayrı kalp ameliyatı olması gerektiren hastalıklar. Bizim uyguladığımız bu teknik, tek seansta neredeyse birçok basamağın bir arada toplandığı bir ameliyat oldu”" dedi.
Ceyran, “”Mor bebek”" hastalığının diğer kalp hastalıklarından ayıran özelliğini ise, şu şekilde anlattı: “”Vücudun fizyolojik yapısına göre kirli kan akciğerde temizlenir. Kalbe gelir ve vücuda oksijenlenmiş kan verilir. Burada akciğer sistemine yeterli kan gidemediği için ve damarlar da ters olduğu için vücuda temiz kan pompalanması gerekirken, oksijenlenmemiş yani kirli kan pompalanıyor. Dolayısıyla bütün sisteme, dokulara, tırnak uçlarına, beyine yani tüm organlara oksijen değeri çok düşük kan pompalanıyor. Bu nedenle kanın rengi de koyu olduğu için dokularda mor bir renk oluşuyor. Böylece hastaların tırnak uçları, dudakları morarıyor. Ahmet Salih Cerrah”ın da, hem damarları ters, hem kalbinde delik var, hem de akciğere giden damar yapısı gelişmemiş. En ağır tablolardan birisi. Yani kalbin içinde de, dışında da anomalilik var.”"
Ahmet Salih Cerrah”ın ameliyat edilmemesi halinde mutlak ölümle sonuçlanan bir tabloyla karşılaşacaklarını ifade eden Ceyran, “”Ameliyat edilmeseydi, giderek bu morluk daha artarak, nefes darlığı daha artarak, belki yarın uykusunda soluksuz kalarak, belki kısa sürede, belki uzun sürede ama mutlak ve mutlak ölümle sonuçlanacak bir tabloydu”" diye konuştu.
Ceyran, bu operasyonun her zaman yapılabilecek bir ameliyat şekli olmadığını da belirterek, “”İyi irdelendikten sonra buna karar verildi. Hem cerrahi ve teknik açıdan, hem yoğun bakım süreci, hem de çocuk açısından son derece riskli bir ameliyattı. Biz aileye de her şeyi anlattık. Onların rızasını aldık. Çok şükür ameliyat iyi geçti. Ahmet Salih”in durumu çok iyi”" şeklinde konuştu.
YENİ DOĞMUŞ BİR BEBEĞİN KALBİ GİBİ…
Prof. Dr. Ceyran, “”Nikaidoh”" tekniğinin geleceğe yönelik, ileride önemli bir problem yaşatmayacak bir teknik olduğunu kaydederek, şunları söyledi:
“”Hem çocuğun kalbindeki delik tamir edildi. Hem damarların yerleri değiştirildi. Hatta kalpteki bir kapak tamamen yer değiştirildi. Çocuğun incecik, neredeyse toplu iğnenin başı kadar olan koroner damarları yeniden yapılandırıldı. Akciğere giden ana damar sistemi de yerinden ayrıştırılmıştı. Onun yerine de kapaklı bir biyolojik greft takıldı. Böylelikle çocuğa anatomik bir kalp yaratılmış oldu. Yani yeni doğmuş bir çocuğun kalp fonksiyonları nasılsa, küçük Ahmet Salih Cerrah”ın da kalbi öyle oldu.”"
Cerrah”ın hastalığının zor kompleks hastalıklar arasında yer aldığını, yani ağır bir vaka olduğunu kaydeden Ceyran, “”Bu ameliyat tekniği her yerde yapılabilecek bir teknik değil. Zaten doğumsal kalp cerrahisi Türkiye”de sınırlı. O sınırlı merkezlerde de bu tip ameliyatların yapılması çok daha sınırlı. Yani çok az merkezde yapılabilir bu ameliyat. Biz de bu hastanede ilk kez uyguladık”" dedi.
Bebeğin durumunun çok iyi olmasını “”mucize”" olarak nitelendiren Ceyran, “”Sıkıntılı, rahatsız bir mor bebeği, rahatlamış pembe bir bebek olarak annesine vermek çok büyük bir mutluluk”" diye konuştu.
BABA CERRAH: BANYO YAPTIRMAYA KORKUYORDUK
Ahmet Salih Cerrah”ın babası Burhan Cerrah da, Rize”de yaşadığını ve din görevlisi olduğunu söyledi. Rize Devlet Hastanesinde 1.5 yıl önce dünyaya gelen oğlunun, doktorlar tarafından birçok kez tetkik edildiğini ancak sorunun anlaşılamadığını belirten Cerrah, “”Bizi Trabzon”a sevk ettiler. Doktorlar durumunun çok ağır olduğunu ve bir kaç ameliyat geçirmesi gerektiğini söylediler. Ama cesaret edemediler. Oğlum sık sık hasta olurdu. Hastalığı 15-20 gün geçmezdi. 2-3 adım atıyordu hemen morarıyordu. Solunum güçlüğü çekiyordu. Banyo yaptırmaya korkuyorduk nefes alamayacak da ölecek diye”" dedi.
Bir tanıdıkları vasıtasıyla Prof. Dr. Ceyran ve ekibine ulaştıklarını anlatan Cerrah, “”Allah razı olsun, ameliyat ettiler ve şu an oğlum iyi durumda. Çok mutluyum”" diye konuştu.
Bu yazının kategorisi: Doğum,Gebelik,Hastalıklar,Kalp Hastalıkları,Sağlık Haberleri
Geri izle