Böbrek Nakli İçin Gerekenler

Herkes böbrek nakli olabilir. Böbrek nakli yapılamayacak hasta, küçük bir gruptur. Böbrek yetmezliğine girenler, diyalize girmeye mecbur kalanlar için böbrek nakli bir umut ışığıdır. Böbrek nakli, günümüzde başarı ile uygulanmakta olup, hastaların yaşam standardını yükseltir, daha uzun ve sağlıklı yaşamalarını sağlar. Ameliyat riskini kaldıramayacak durumda kalp hastası olanlar ile kanser hastaları dışında, herkese böbrek nakli yapılabilir. Hastalarda hepatit, tüberküloz gibi enfeksiyon durumu olursa, mikrobik hali aktif değilse yine nakil olabilirler.

Eğer ki böbrek alınacak bir akraba bulunursa, canlıdan böbrek nakli için, bulunamazsa kadavradan böbrek nakli için kadavra nakil listesinde olmak gerekir.

Canlıdan yapılan böbrek nakli oldukça güvenilir ve başarı oranı yüksek bir tedavidir. Nakil yapıldıktan sonra ilk yıl hastalarda % 95 oranında sağlıklı, diyalize girmeye gerek duymadan bir yaşam elde edilir. Son yıllarda kullanılan bağışıklık baskılayan ilaçlardaki gelişmeler başarı oranını devamlı bir şekilde artırmaktadır.

Böbrek nakli için, hastalarda genellikle kadavradan nakil bekleme gibi bir yaklaşım vardır. Hâlbuki nakil alabileceği bir akrabası olursa, hiç beklemeye gerek duymadan sağlığına kavuşma şansı vardır. Bundan dolayı böbrek nakli için, ilk olarak canlıdan böbrek naklini tercih etmek gerekir. Canlıdan böbrek naklinin hastaya birçok avantajları vardır.

Hepatit B ve Hepatit C hastalarına böbrek nakli yapılabilmektedir. Bu virüsler karaciğerde hasara sebep olurlar. Böbrek nakli için, bağışıklık sistemini baskılayan ilaçlar kullanıldığı için, bunlar hepatit virüsünün etkisini artırabilir. Kanında fazla miktarda virüs bulunan hastalara böbrek nakli önerilmez. Hastalarda karaciğer hasarı yoksa böbrek nakli yapılabilir.

Böbrek yetmezliğinde son döneme gelmiş olan hastaların diyalize başlamadan önce, böbrek nakli için başvurmaları daha uygun olur. Bu şekilde diyalizle vücutları yıpranmaz, sağlık sorunları artmadan nakil olurlar. Hastalar diyalizde ne kadar az zaman geçirirse, böbrek naklinin başarı sağlaması daha yüksek olur. Bundan dolayı canlı verici bulan hastalar hiç beklemeden böbrek nakli olma şansını kullanmalıdır. Böbrek bağışlamak hastanede 2-3 gibi bir sürede kalarak, bir haftada ise normal yaşama dönmek üzere kolay şartlar altında yapılmaktadır.

Böbrek Nakli Sonrası İyileşme

Böbrek nakli sonrası hasta, iyileşme süreci boyunca hekimler ve hemşireler tarafından belli bir süre tıbbi gözlem altında tutulur. Düzenli olarak hayati bulgular (tansiyon, nabız, ateş) çıkartılan idrar miktarı, yara iyileşmesi ve olası başka istenmeyen durumlar olasılığına karşı yakın takip altında bulundurulur.

Yeni böbrek, normal böbrekler gibi idrar üretmeye başlar. Bu idrar üretimi, operasyondan hemen sonra başlayabileceği gibi, bazen bir ya da iki haftayı da bulabilir. Canlı vericiden nakil edilen böbreğin fonksiyonlarına başlaması daha hızlı olurken kadavradan nakledilen böbreğin fonksiyonlarının başlaması biraz daha zaman almaktadır. İdrar çıkış miktarı, operasyon sırasında takılan bir idrar sondası aracılığı ile takip edilir. Sondanın çıkarılma süresi hastanın iyileşme sürecine göre değişir. Operasyondan birkaç gün sonra Doppler Ultrasonografi ile böbreğin kanlanması ve anatomik durumu kontrol edilir. Bu ağrılı bir inceleme değildir ve radyoloji uzmanları tarafından yapılır.

Başarılı bir böbrek nakli sonrası, bağışıklık sistemi yeni böbreği yabancı bir doku olarak algılayıp reddetmeye çalışır. Bu tepki beklenen ve normal bir durumdur. Bağışıklık sisteminin de reaksiyonunu baskılamak için operasyondan hemen önce ve operasyondan sonra devamlı olarak bağışıklık sistemini baskılayan ilaçlar almaya başlanır.

Böbrek nakli sonrası, sürekli bağışıklık sistemini baskılayan ilaçların kullanımı, vücudu enfeksiyonlara karşı daha hassas duruma getirdiği için, hekimler ayrıca antibakteriyal, antiviral ve antifungal ilaçlar verirler. Bu ilaçların ve immun sistemi baskılayıcı ilaçların kullanımı ile ilgili organ nakli hemşiresi detaylı bilgilendirme yapar ve eğitimler verir.

Böbrek nakli sonrası, kesi yerinde ağrı olması, operasyondan sonraki ilk günlerde beklenen bir durumdur. Bu durum, ağrı kesici ilaçlar ile hafifletilmeye çalışılır. Dikişler operasyondan yaklaşık 2-3 hafta sonra operasyon yarasının iyileşme durumuna göre alınır.

Operasyon sırasında nakledilen böbrek ile idrar kesesi arasındaki “üreter” adı verilen tüp şeklindeki yapının içine DJ stent adı verilen bir tür ince plastik boru yerleştirilir. Bunu yapmaktaki amac, böbrek ile idrar kesesi arasındaki idrar akışını rahatlatmak ve iyileşme sürecinde anastomoz yapılan dokulara yardımcı olmaktır. DJ stent operasyondan bir süre sonra, hekimin uygun gördüğü bir zamanda sınırlı uyuşturma altında sisto-üretroskopi adı verilen bir işlem ile çıkarılır.

Böbrek Vermek Tehlikeli Mi

Hiç şüphe yoktur ki son dönemde böbrek hastaları için böbrek nakli, en iyi tedavi yöntemidir. Diyaliz yöntemleri en iyi şartlarda bile sağlıklı bir insanın böbreklerinin yaptığı işin % 5’ini yapmaktadır. Başarı ile yapılan böbrek nakli ise bunun 10 katını yapmaktadır. Nakil yapılan hastalar kendilerini, diyalizde olduklarından çok daha enerjik ve mutlu hissederler. Diyaliz dönemine göre cinsel hayatları düzelir, bayan hastalar daha kolay hamile kalıp, sağlıklı çocuklar dünyaya getirebilirler.

Böbrek vermek ile aileden herhangi birini sağlığına kavuşturma şansı vardır. Aile de eş olsun, çocuk olsun, kardeş olsun, herhangi birisi ateşli bir hastalık geçirse tüm ailenin sosyal yaşamını etkiler. Hastaneye kontrole götürülmesi, tahlillerin yapılması, ilaçların alınması, hastanın ateşinin kontrol edilmesi ve günlük işlerin yapılma zorunluluğu insanı yorar. Aile fertlerinden her hangi birinin haftada üç gün hemodiyalize girmesi, ara sıra rahatsızlanması ve zaman içinde bunların sıklaşması, şiddetinin artması, bunlara bağlı olarak da sağlık ve psikolojisinin bozulduğunu görmek bütün aile fertlerini belli bir süre sonra yıpratması kaçınılmaz olur. Böbrek vermek ile hasta ve ailenin yaşamını rahata kavuşturma imkânı olacaktır.

Canlı verici adayı belli olduktan sonra, organ nakil merkezi için önemli olan kişi her zaman için böbrek vermek isteyen kişi olur. Alıcı hastadır, burada amaç ailede iki hasta değil, sağlıklı iki birey olmasını sağlamaktır. Vericiye bütün tıbbi testler ayrıntılı bir şekilde yapıldıktan sonra, son karar bütün hekimlerin(Nefrolog, Cerrah, Organ Nakil Koordinatörü, Radyolog, Psikolog,v.s) bulunduğu bir heyet tarafından verilir. Verici olma ya da olamama kararını bir hekim tek başına veremez.

Her ameliyatta olduğu gibi, böbrek vermek için yapılacak olan ameliyatın da riski vardır. Bundan dolayı hiç kimse ameliyat için % 100 başarılı olacak garantisi veremez. Bu ameliyatta ölüm riski 3000’de 1’dir. Bu riskler herhangi bir ameliyat (apendisit, karın, safra kesesi ameliyatı v.s) ile aynıdır. Ameliyat risklerini en aza düşürmek için ameliyat öncesi bütün testler ayrıntılı bir şekilde yapılır.

Ameliyattan sonra birkaç gün ağrı olur. Verici yapılan ameliyat durumuna göre değişiklik göstermekle birlikte 5-6 gün sonrasında hastaneden taburcu edilir. Vericilerin az da olsa % 4’ünde 1 yıl sonra ameliyat bölgesinde ağrı olabilir. Ameliyatın yapılmasından 2-3 ay sonra ağır kaldırmak dâhil, daha önceki yapmış olduğu tüm sosyal faaliyetleri yapabilir.

Böbrek Veren Kişinin Durumu

Sevdiğiniz bir kişiye iyilik yapabilmek, ona hastalıktan kurtarma şansı vermek, onun hayata döndüğünü görmek çok güzel bir duygudur. Üstelik bunu kendinizden bir organ vererek sağlamanın mutluluğu hiçbir şey ile kıyaslanamaz.

Organ vericisine ameliyat öncesi ve sonrası süreç hakkında detaylı bir şekilde bilgi verilmesi gerekir. Organ vericisinin bu ameliyattan hiçbir şekilde zarar görmemesi ve en kısa sürede normal hayata dönmesi ilk önceliktir.

Böbrek veren kişinin, öncelikle sağlığının zarar görmemesi için çok ayrıntılı inceleme yapılır. Bu incelemeler sonunda vericiye zarar verecek en küçük bir şüphe duyulursa organ bağışı kabul edilmez. Durum hakkında bilgi verilir.

Böbrek veren kişi, bu ameliyatın bütün risklerini anlayacak durumda olmalıdır. Ameliyat sonrası kısa ve uzun dönemde doktorların vereceği bütün talimatlara uyum sağlamalıdır.

Böbrek veren kişinin her iki böbreği anatomik ve fizyolojik açıdan değerlendirilir, diğerine göre daha iyi durumda olan böbrek vericide kalır.

Bugün için uzun dönem böbrek verici takip sonuçları açıkça ortaya koymuştur ki, böbrek vermeye uygun sağlıklı kişilerde böbrek vermek yaşam süresini kısaltmıyor, sağlıklarının bozulmasına sebep olmuyor. Aksine hiçbir şikâyeti olmadan böbrek vericisi olarak detaylı incelemeye alınan verici adaylarında görülen hastalıklar kısa zamanda tedavi edilir. Böbrek vericisi olmaya engel durum tespit edilmeyen adaylar organ nakil merkezince uzun dönem takibe alınır, düzenli sağlık kontrolü yapılarak sağlık standardı yükseltilir. Zira böbrek bağışladıkları süreçte, sağlık bilinci artırılır, bağış yapmaya engel sosyal alışkanlıkları(sigara kullanımı, kilolu olma) düzenlenmekte, normal koşullarda değişmeyecek yaşam biçimlerinin uzun dönemde daha sağlıklı olabilmelerini sağlayacak şekilde düzenlemek mümkün olur. Bütün bu gerçekler vericinin ameliyatta hiçbir risk almadığı anlamına gelmez. En küçük cerrahi girişimlerin bile sıfır riskle gerçekleşmediği düşünülürse, böbrek vericisi de risk alır. Sağlıklı bir kişinin düşük de olsa böyle bir riski alması canlı vericili böbrek naklinin en hassas olduğu durumdur. Organ bağışlayan kişinin zarar görmemesi organ nakli yapan merkezin temel amacı olmalıdır.

Böbrek veren kişi, tek böbrekli kaldıktan sonra tuz alımına dikkat etmelidir. Kilo artışı fazla olursa yüksek tansiyon sorunu yaşayabilirler.

Böbrek Nakli Ne Kadara Mal Olur

Çanakkale Üniversitesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Hüseyin Aydın, böbrek yetmezliğinin şu anda en mükemmel tedavisinin tartışmasız böbrek nakli olduğunu söyledi.

Aydın, organ naklinin 20. yüzyılın en önemli gelişmelerinden biri olduğunu belirtti. Böbrek ya da diğer organ nakillerinde artık organ bulamama düzeyinde sıkıntılara girildiğini ifade eden Aydın şöyle konuştu:“Hastalarımıza çok iyi hizmet verebiliyoruz ama yeterince organ bulamıyoruz. Türkiye’de 65-70 bin arasında böbrek yetmezliği hastası var. Bunlardan yaklaşık 55 bini hemodiyaliz, geri kalanı ise periton diyaliz oluyor. Tabi bu hastaların sağlığı açısından onlara çok büyük külfiyet getiriyor. Ayrıca Türkiye’nin kısıtlı kaynaklarını düşünürsek ekonomik anlamda devlet bütçesine de büyük yük getiriyor. Çünkü hemodiyaliz ve diğer diyaliz masrafları devlet tarafından karşılanıyor.”

Bir böbrek hastasının diyaliz masrafının yılda yaklaşık 25 bin dolar civarında olduğuna değinen Çağatay Aydın, “Fakat bu hastalar böbrek nakli olduğu zaman bu rakam 10 bin dolar civarına düşebiliyor. Dolayısıyla böbrek nakli sadece hastaların sağlığı boyutuyla değil Türkiye ekonomisine katkısı açısından çok önemli. Her anlamda böbrek yetmezliğinin şu anda en mükemmel tedavisi böbrek naklidir ve bunun kesinlikle tartışması yoktur. Kadavradan ve canlıdan nakil sayısı Türkiye’de yeterli sayıda değildir. Tabi ki burada basın-yayın organları aracılığı ile organ bağışının özendirilmesi, organ bağışı kampanyaları ile bu durumun vatandaşlara yaygın bir biçimde iletilmesi çok önem taşıyor. Türkiye’de 70 bin hastadan 2 bin 500’üne nakil yapılabiliyor.” diye konuştu.

Sigortalılar böbrek nakli için tek kuruş ödemeyecek. Sigortalılara ocak ayından itibaren A sınıfı özel hastanelerin kapılarının açılması ekonomik durumu iyi olmayan binlerce hastaya umut oldu. Fiyatı 20-30 bin TL’yi bulan böbrek nakli için vatandaştan para alınmayacak. Türkiye’de 50 bine yakın kişi organ nakli için sırada bekliyor.

Böbrek Derneği Genel Başkanı Vahap Acar “Devlet bir böbrek nakli için 23 bin TL ödüyor bu çok iyi bir rakam” diye konuştu. Diyalize giren bir hastanın devlete ortalama yıllık 60 bin TL masrafı olduğunu söyleyen Acar, uygulamanın masrafları da azaltacağını belitti.

Böbrek Nakli Olanlar Araç Alabilir Mi?

17 Nisan 2015 tarihinde “29329 sayılı Karayolları Trafik Yönetmeliği” yayımlandı. Engellilere ait araçların trafik tescil işlemlerinde artık yeni bir dönem başladı. Bundan böyle engelli aracını başkaları da kullanabilecek. Önceki yönetmelikte aracı sadece (sakatlığı yüzde 90’ın altında olan) engelli kullanabiliyordu. Artık bu engel kaldırılmış oldu. Bu gelişmelerden çoğu kişinin haberi yoktur.

Böbrek nakli olanlar ve kronik hastalığı olanlar engelli aracı alırlarsa yakınları kullanabilecek. Yeni yönetmeliğin Madde 7-c bendine göre yüzde 90’ın altında olan  “Herhangi bir engeli bulunmayan kişiler” yani organ nakli olanlar engelli aracı alabilecek, bu araçları yakınları da isterlerse kullanma hakkına sahiptir.

Böbrek nakli olanların engelli aracında sürücü kısıtlaması yoktur. Yüzde 90 ve üzeri raporlu olan kişilerde olan kısıtlama kaldırıldı. Bundan sonra engelli adına alınan araçları herkes kullanabilecek. Sadece yurt dışından alınan araçlar için “üçüncü derece yakın” olma durumu devam etmektedir.

H sınıfı sürücü belgesi olan engellinin, özel donanıma sahip olan araçlarını kendisi ve aynı durum da olan engelli “H sınıfı” sürücü belgesine sahip olan kişiler kullanabilir. Fakat araçta “özel donanım” yoksa ve aynı zamanda otomatik vitesli ise, o aracı herkes kullanabilir.

Engelli aracına özel donanım takılırken araçta bulunan orijinalinde ve teknik donanımında hiçbir değişiklik olmamış ise, yani ilave olarak özel donanım takılmamışsa, bu araç sahibinin eşi, üçüncü dereceye kadar kan ve sıhrî hısımlarından bir sürücü veya noterde düzenlenmiş iş akdine bağlı olarak istihdam edilen bir sürücü tarafından da kullanılabilecek.

Böbrek nakli olanlar özel tertibatsız otomobil almak isterlerse ÖTV indiriminden faydalanırlar. Sakatlığı yüzde 90’ın altında olan kişiler, otomatik vitesli araçlar için ÖTV ödemezler.

Engellilere ait taşıtlarda 5 yıllık süre dolmadan önce, deprem, heyelan, sel, yangın veya kaza sonunda kullanılamaz hale gelirse ve hurdaya ayrılırsa yeni araç alabilmektedir.

Zihinsel engelliler için her hangi bir kısıtlama yoktur. Sağlık kurulu raporu ve mahkemeden velayet belgesi olan zihinsel engelli yakını ÖTV-KDV indiriminden yararlanarak 1600 silindir hacmini aşmamak üzere araç alabilir. Yurt dışından alınan araç başkasına satıldığında vergiden muaf olmamaktadır.

Böbrek Nakli Olanlar Hamile Kalabilir Mi

Böbrek yetmezliği olan ve diyaliz gerektiren bayanlarda altta yatan hastalık, kullanılan ilaçlar, psikolojik sıkıntılar sebebi ile sıklıkla hormonsal bozukluklar ve buna bağlı olarak adet düzensizlikleri, cinsel yaşamda isteksizlik ve kısırlık görülmektedir. Yapılan çalışmalarda böbrek yetmezliği olan kadınların menopoz yaşlarının 5 yıl kadar erken olduğu bildirilir.

Başarılı bir şekilde böbrek nakli olan kadınlarda 1 ile 20 ay içerisinde adet düzeninin sağlandığı ve üreme- yumurtlamanın geri geldiği tespit edilmiştir. Bebek doğurma çağında olup böbrek nakli olan kadınların sıklığı yüzde 2 dolayındadır. Bunlardan yüzde 12’si bebek dünyaya getirmektedir.

Böbrek nakli olanlar hamile kalmadan önce ciddi bir hazırlık yapmaları gerekir. Özellikle enfeksiyonlara karşı sitomegalovirus, herpes, hepatit gibi virüs enfeksiyonları araştırılır. Böbreğin hamilelik stresini kaldırabilecek yeterlilikte olup olmadığı testlerle değerlendirilir. İdeal anne olma zamanının canlı vericiden yapılan böbrek naklinden 1 yıl, kadavradan yapılan nakilden 2 yıl sonra olması gerekir. Nihayet 5 yıl ve sonrasında yaşanan hamileliğin böbreği ciddi bir şekilde tehlikeye atma durumu söz konusu olmaktadır. Böbrek nakli olan kadınlar hamile kalmak istedikleri zaman, emniyetli olduğu bilinmeyen ilaçların 6 hafta önce kesilmesi gerekir.

Böbrek nakli olanlar hamilelik takiplerinde, ilk üç ay iki haftalık aralıklarla hem bebeğin hem de genel olarak böbrek fonksiyonlarının takibi gerekmektedir. Sonraki aylarda 3-4 haftalık aralıklarla kontroller yeterli olmaktadır. Son üç ayda ise iki haftalık ultrason takipler yeterli olur. Özellikle son aylarda bebeğin sağlığının izlenmesi ve muhtemel annede hipertansiyon ve bebekte gelişim sorunları açısından araştırmak gerekli olur.

Doğum zamanlaması konusunda karar vermek için böbreğin işlevi ile ilgili veriler yardımcı olur. Böbrek işlevinde az da olsa olumsuz gelişme, bebeğin uygun zamanda doğumu kararını verdirir. Böbrek tetkikleri normal ise normal doğum zamanı beklenir.

Böbrek nakli olan annelerde doğum çoğunlukla sezaryenle yapılır. Her şey normal seyrettiği takdirde normal doğum yapılabileceği görüşü, hakim olan görüştür. Bebeğin doğumunun yapılacağı hastanede muhakkak yeni doğan, yoğun bakım koşullarının bulunması çok önemlidir.

Böbrek nakli yapılan kadınların ilk fırsatta anneliği düşünmesi kadar doğal bir şey olamaz. Hamilelik süreleri kısıtlıdır. Gerekli tetkikler sonunda hamilelik planı yapılabilir.

Böbrek Nakli Olanlar Özürlü Maaşı Alabilir Mi

Böbrek nakli olanların özür oranları yönetmelikle yüzde 70’e çıkarılmasına rağmen Sosyal Güvenlik Kurumu “Özür oranınız yüzde 60’tan az” diyerek malullük aylığı taleplerini reddediyor. Sosyal güvenlik Kurumu’nun ret cevabından sonra dava açmış olanlar, biriken malullük aylığını toplu olarak alabilirler.

16.7.2006 tarihli ve 26230 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan “Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik” hükümlerine göre, diyaliz tedavisi gören böbrek hastalarının özür oranı yüzde 90 iken, böbrek nakli olanların oranı yüzde 40 olarak uygulanıyordu.

16 Aralık 2010 günü Resmi Gazete’de yayınlanan yeni yönetmelik ise 2006 yılında çıkarılan yönetmeliği tamamen ortadan kaldırdı. Özür oranları değişti. Yayınlandığı 16 Aralık 2010 günü yürürlüğe giren yeni yönetmelik gereğince, artık böbrek nakli olanların oranı yüzde 40’tan yüzde 70’e çıkartıldı.

Yapılan bu değişiklikten sonra malulen emekli edildikten sonra böbrek nakli olanların SSK ve Bağ-Kur’luların malullük maaşları kesilmeyecek.

Böbrek nakli olanların (transplantasyon) özür oranları yüzde 40 değil, yüzde 70 olarak hesaplanmaktadır. SGK’ tan malulen emekli olmak için ise yüzde 60 oranı artık yeterli olmaktadır.

Sosyal Güvenlik Kurumu bu yönetmeliği tanımam diyor. Sosyal Güvenlik Kurumu ilgili kişilere gönderdiği yazılarda durumu şöyle açıklamaktadır. “Böbrek nakli olan diyaliz hastalarının, böbrek nakli söz konusu olduğunda, 16.12.2010 tarihli ve 27787 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan, Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmeliğin Ek-2 özür oranları cetveline göre, nakil sonrası verilecek olan işgücü kaybı oranlarının % 40’tan, % 70’e çıkartılmıştır. Bu yeni gelişmeyle organ nakli yapılan(transplantasyon) kişilerin de 5510 sayılı Kanun’un 25’inci maddesinde çalışma gücünün en az yüzde 60’ını kaybettiği Kurum sağlık Kurulunca tespit edilen sigortalı malul sayılır” şartının artık nakilli kişiler için de geçerli olduğu anlamına geldiği, bu sebep ile böbrek nakli olanların maluliyetleri sonlandırılanlara, maluliyetlerinin devamı hususu istenmektedir.

Sosyal Güvenlik Kurumu “Biz bu yönetmeliğe göre özür durumu tespiti yapmıyoruz, bizim baktığımız yönetmelik,11.10.2008 tarihli ve 27021 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe girmiş olan “Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğidir” demektedir.

Böbrek Satmak İsteyenler Ne Yapmalı

Genel olarak bu duruma televizyon dizilerinde veya sinemalarda çok rastlanır. İnsanlar bir anda gaza gelir, ya da maddi sıkıntı içerisine düşer, eline yüksek para geçeceği düşüncesi ile böbrek satma derdine düşer.

İnternete “satılık böbrek” yazdığınızda ilk karşınıza çıkan sitelerden biri“satılık böbrek var.” İlan verenlerin hemen hepsi yaş, kan grubu, böbrekler için kaç para istedikleri gibi şeyleri açık olarak yazıyorlar. Adeta bir daire ya da araba satar gibi “sağlıklıyım”,ya da “hiçbir sağlık sorunum yok” gibi. Böbrek ilanlarında fiyatlar ise 50 bin ile 500 bin arasında değişiyor.

2010 yılından 2015’e kadar ilanlara bakıp doğru olup olmadığını kontrol etmek için rastgele telefon numaralarını aradığınızda ilan sahiplerinin büyük çoğunluğunun gerçek olduğu ortaya çıkıyor. Telefon konuşmalarında ilanda sadece yaşını ve kan grubunu belirten 19 yaşındaki genç bir kadın ilk önce nerede oturduğumuzu soruyor. İstanbul’dan aradığımızı söyleyince, kendisinin de İstanbul’da oturduğunu söylüyor. Genç kadın 250-300 bin lira arasında bir fiyat düşündüğünü söyleyince, mecburiyetten bu duruma başvurduğumuzu ve o kadar para veremeyeceğimizi söyledik. Genç kadının cevabı son derece çarpıcı;”Ben de hayatımın yarısını veriyorum.” Kadın maddi sıkıntılar dolayısıyla böbreğini satmak istediğini belirtiyor.

Ankara Barosu Sağlık Kurulu Başkanı Berna Özpınar, internet üzerinden gerçekleştirilen böbrek satmak isteyenler olduğunu, bu durumun yasa dışı olduğunu vurgulayarak şunları söyledi:” Bir kişinin rızası olsa dahi bir organın menfaat karşılığı satılması suç olarak tanımlanmıştır. Bir komisyon kararı olmadan durum tıbben uygun olsa da operasyon hukuka uygun değil. Mevzuata göre bir kimse sadece insani amaçlarla organını verebilir. Suçun örgütlü hali için 8-15 yıl ceza öngörülmüştür.”

Böbrek satmak isteyenler şunu düşünmez mi? sonuçta böbrek satmak kan vermek değildir. Hayati bir organdır. Yakınınız olur yardımcı olmak için verirsiniz, ama para için nasıl olurda böyle bir organ verilir.

Böbrek satmak isteyenler var mı sorulacak olursa, evet var ve tamamen karaborsa bir sektör haline gelmiş durumda olup hiçbir şekilde de yasal değildir.

Böbrek satmak isteyenler iyi düşünsünler. Bu durum hem insani değil, hem yasal değil çok ağır cezası vardır, hem de sağlıklarını kaybederler. Başlarına kötü şeyler gelebilir.

Böbrek Naklinden Sonra Protein Kaçağı

Böbrek naklinden sonra kişilerin uzun, sağlıklı ve mutlu bir yaşam sürdürmesi, yapılması gereken kontrollerine özen göstermesi, doktoru tarafından verilen ilaçları kullanması, sağlık ile ilgili kurallara uyması, bol miktarda sıvı tüketimine dikkat etmesi ve sağlıklı beslenme kurallarına uyması gereklidir.

Böbrek naklinden sonra yaşama dönen her hasta için doktoru tarafından belirli bir takvim ve program oluşturulur. Bu programda beslenme, kullanılan ve kullanılacak olan ilaçlar, nelere dikkat edileceği, yaşam düzeyinin yükselmesi, cinsel yaşam ve diğer gerekli bütün unsurlar yer alır. Bu program dâhilinde gereken her kurala en ince detayına kadar uymak gerekir.

Böbrek naklinden sonra bir yıllık iyileşme süresi çok önemlidir. Bu süre en doğru ve en kaliteli şekilde aşılması gerekir. İyileşme süresinde devamlı bir şekilde kan ve idrar testlerinin yapılması gerekir. Bu testlerde özellikle kreatinin değerine ve böbreklerin vücut ile uyumuna dikkat edilir. Böbrek naklinden sonra protein kaçağı durumu kontrol edilir.

BÖBREKLERDE PROTEİN KAÇAĞI NEDİR?

Böbrek naklinden sonra protein kaçağı kontrol etmek gereklidir. Protein böbrekte negatif olması gereken bir değerdir. Normal bir böbrekte kalitatif olarak protein miktarı negatif olmalıdır. Şayet pozitif çıkarsa protein kaçağı olduğu ortaya çıkar. Bu duruma tıp dilinde proteinüri denir. Ancak 24 saatlik idrarda 1-14 mg/dl arasında protein çıkması normal kabul edilmektedir. Bu değer üzerindeki durum patolojik olarak kabul edilir. Protein değerine sabah yapılan ilk idrarda bakılmalıdır. Normal bir kimsenin idrarda çıkardığı proteinin 10-15 mg’ı albümindir, bunun üzeri ise değişik plazma proteini ve renal hücrelerden köken alan glikoproteinlerdir. Eksersiz, ateşli hastalıklar veya ağır dehidratasyon böbrek hastalığı olmadan böbreklerde protein kaçağına sebep olabilir.

Özellikle geceleri sık olarak idrara çıkma, koyu renk veya sarı olması, kokulu ya da kanamalı olması böbreklerde protein kaçağının önemli belirtileri arasındadır. Yüksek kan basıncı, nefes darlığı, kemik ağrıları, idrarda protein çıkması, ağız kuruluğu, iştahsızlık, bulantı, konsantrasyon azlığı, uyuma hali, kanda kreatinin üre isimli maddelerin normal değerler üzerinde olması belirtisi ve bulgular oluşursa bu hastalıktan şüphelenilir. Özellikle de köpüklü idrar protein kaçağının belirtisidir. Bu şikâyetlerin bir tanesi ya da birkaç tanesi olduğunda vakit geçirmeden doktora başvurulmalıdır.