Kalp Krizi Nedenleri

Kalp krizi, kalbin beslenmesini sağlayan damarların içerisinde yer alan kan akımının bazı sebeplerden ötürü ani olarak kesilmesi veya azalmasına bağlı olarak kalp damarının pıhtı ile tıkanması nedeniyle oluşmaktadır. Düşük oranlarda gerçekleşen krizlerde ise kalp damarları üzerinde gelişen plakların damarı tıkaması ya da damar tabakalarının ayrılması ile kalp damarının tıkanması sonucu gerçekleşmektedir.

Belirtileri:

Kalp krizinin en büyük belirtisi göğüs ağrıları olmaktadır. Ağrılar göğsün ortasında olduğu gibi sırt, omuz ve karın bölgelerinde de hissedilebilmektedir. Şeker hastaları başta olmak üzere bazı nörolojik sorunları bulunan kişilerde ağrı sorunu hissedilmemektedir. Ağrı sonrasında ise bazı belirtiler bulunmaktadır. Bunlar; nefes darlığı, sıkıntı, baş dönmesi,kusma, bulantı, sersemlik, çarpıntı, soğuk terleme ve bayılma olarak sıralanabilir.

Neler Yapılmalı?

Kişinin kalp krizi geçirdiği düşünülüyorsa öncelikli olarak kendini güvene alıyor alması gerekmektedir. Örneğin, araba kullanıyorsa acilen arabayı kenara doğru çekmesi, kontrolün bırakılmayarak kendine ve karşı tarafa zarar verilmemesi gerekiyor. Kişi ayakta bir pozisyonda ise oturması tavsiye edilmekte yanında yardım edebilecek kimseler yoksa 112 acil servisi araması tavsiye edilmektedir. Kalp atışlarında hızlanma, aşırı yavaşlama ya da düzensizlik gibi belirtiler tespit edilirse öksürerek kalp atışlarını normal seviyeye indirmeye çalışması tavsiye ediliyor. Kişinin eğer aspirin alma gibi bir imkanı varsa 1 adet aspirin çiğnemelidir. Çünkü kalp krizi esnasında aspirin çiğnenmesi ile birlikte krizlerinde %23 oranında azaldığı söylenmektedir. Kalp krizi durumunda dilaltı almak krizi yok etmese de kan akışının arttırılmasında önemli rol oynuyor.

İlk Müdahale Nasıl Olmalı?

Kişinin kalp krizi geçirdiği düşünülüyorsa öncelikli olarak 112 acil servis aranarak sağlık görevlilerine kişinin durumu hızlı bir şekilde özet geçilmeli ve onlardan alınacak desteklerle hareket edilmelidir. Hastanın sağlık görevlileri ile birlikte hastaneye olan nakilleri gerçekleştirilmelidir. Kalp krizi şüphesi duyulan her adımda muhakkak kişi hastaneye götürülmeli ve çeşitli testler uygulanmalıdır. Krizin belirtilerin az ya da çok olması hastalığın ciddiyetini değiştirmemektedir.

Kadınlarda kalp krizi belirtileri ağrılar şeklinde gerçekleşmekte birlikte ağrı şiddeti daha az olmaktadır. Yaşanan ağrı daha çok yakınma şeklinde kendini gösteriyor.

Kalp Krizi Nedenleri

Kalp krizi nedenleri için bazı durumlar aşağıda gösterilmiştir.

  • Kokain
  • Doğum kontrol hapı
  • Sigara
  • Işın tedavileri
  • Yangı

Kalp krizine neden olan önemli faktör damar sertliği ve zeminde oluşan pıhtıdır. Başka sebeplerde kalp krizi nedenleri olarak sayılabilir. Örneğin, genç bir kişinin kalp krizi geçirmesi gibi durumlar ayrı olarak incelenmesi gerekir.

Organ Nakli Haftası

Organ nakli haftası ülkemizde her yıl 3-9 Kasım tarihleri arasında “Organ ve Doku Bağışı Haftası” adı altında kutlanmaktadır. Hastalığın tedavi yöntemi sadece organ ve doku nakli ile yapılabilen durumlar hem ülkemiz hem de dünyada yaşanan önemli sağlık problemlerinden biridir.

Organ nakli sayesinde vücutta normal işlevini yapamayan bir organın yerine sağlıklı bir organın bir canlı ya da ölüden alınarak nakil yapılması işlemidir. Kişi hayattayken iradesi ile yaşamı sona erdikten sonra sağlam doku ve organlarının başkalarına nakledilmesine izin vermesi de organ bağışı kapsamına girmektedir.

Türkiye organ nakli konusunda yeterli nakil ekibe, tecrübeli personele ve nakil merkezlerine sahip konumdadır. Ülkemizde yaşanan sıkıntıların başında kadavra bağış oranlarının yetersiz olmasıdır.

Her bağışın yeni bir hayat olduğu aklımızdan çıkarmamak gerekir. Diyanet İşleri Başkanlığı ise bu konuda organ naklinin caiz olduğunu ve bir kişinin organ bağışı yapmasının en büyük yardımlardan biri olarak görülmesi gerektiğine dikkat çekmektedir.

Ülkemizde yapılmakta olan organ bağışları Sağlık Bakanlığı kontrolünde gerçekleşmektedir. Kurulmuş olan Türkiye Organ ve Doku Nakli Bilgi Sistemi ile birlikte yapılacak organ dağıtımlarının adaletli ve şeffaf biçimde gerçekleştirilmesi hedeflenmiştir.

Türkiye’de organ bağışları böbrek, karaciğer, akciğer, kalp, deri, pankreas, ince bağırsak olarak gerçekleşmektedir. Nakiller ise, kornea, kemik iliği ve kalp kapağı nakilleri olarak gerçekleşmekte.

Organ bağışında bulunmak isteyen kişiler bu konuda hastaneler, aile hekimlikleri, il sağlık müdürlükleri ve organ nakli yapan merkezler gibi yerlerden detaylı bilgiye ulaşabilirler. Organ bağışı için kişiler ilgili yerlere giderek iki tanık ile birlikte belgeler imzalanarak bağış kartı sahibi olurlar. Kartı alan kişiler sürekli üzerinde taşıması gerekmektedir. Organ nakli yapmak için kişilerin 18 yaş ve üzerinde olması ve akli dengesinin bulunması yeterli olmaktadır.

Türkiye’de organ nakli yaşayan ve ölüden organ veya doku alma olarak 29 Mayıs 1979 tarihinde düzenlenen 2238 sayılı Organ ve Doku Alınması, Saklanması ve Nakli Hakkındaki Kanun ile düzenlenmiş bulunmaktadır.

Çağımızda yaşanan utanç verici bir durum olan yasal olmayan ve ticari yapılan organ nakilleridir. Özellikle geri kalmış yoksul ülkelerde sık yaşanan bir durum olan oran ticareti çağımızın korkunç belalarından biri olmuştur. Bu bakımdan organ naklinin önemi bilmek, anlatmak ve yasal güvenceler altında işlemini gerçekleştirmek için 3-9 Kasım tarihleri arasında Organ Nakli Haftası olarak kutlanılmaktadır.

Diş İmplant Markaları

Diş implant markaları denildiğinde dikkat edilmesi gereken en önemli hususlar kullanılan malzemelerin kalitesi ve türüdür. Taklit olarak üretilmiş ürünlerin kemik dokusuyla uyumsuz olacağı, vücut dokularda alerji ve enfeksiyona yol açacağı için bu tür ürünlerden kaçınılmalıdır. Taklit ürünler kadar piyasada yer alan kalitesiz ürünlerde çene kemiğinde bulunan dokuya hasar verdiğinden dikkat edilmesi gereken başka bir noktadır.

Piyasada yer alan pek çok üründe olduğu gibi diş implant ürünlerinde de markaların taklitleri yer alıyor. Bu yüzden hastalar kullanılacak malzemelerin ürün kalitesine, orjinal ürün olup olmadığına dikkat eden güvenilir hekimlere gitmelidir. Ağız sağlığı son derece önemli bir konu olduğundan ihmal edilmemeli diş hekiminizin hangi markaları kullandığını bilmeli ve yeterli bilgiye sahip olmalısınız.

Piyasada çok sayıda diş implant markaları yer almaktadır. Burada dikkat edilmesi gereken nokta markadan daha çok aşağıda sıraladığımız ürün özelliklerinin bulunması gerektiğidir.

  • Diş implant ürünü patentli olmalıdır.
  • Ürünün laboratuvar test sonuçlarıyla ispatlanmış kemik-doku uyumunun ideal seviyede olması gerekir.
  • Klinik araştırmalarda başarıyla test edilmiş olmalıdır.
  • Alerjik, yan etkileri olmamalıdır.
  • Kullanımı kolay olmalıdır.
  • İmplant üzerinde kullanılabilecek protez yapımı için esnek yapıya sahip olmalıdır.
  • Uyum-iyileşme süresine dikkate alan bir yapıda üretilmelidir.
  • Tasarımı düzgün iyi bir mühendislik üretimi olmalıdır.

Piyasada yer alan diş implant markaları genelde Avrupa ve ABD kökenlidir.

Diş İmplant Markaları 

  • Nobel Biocare (branemark): İsveç merkezli diş implant markasıdır.
  • ITI (straummann): İsviçre merkezli markadır.
  • SKY (bredent): Almanya’da üretilmiş ve geliştirilmiş bir markadır.
  • Hıossen ve Osstem: Güney Kore merkezli bir markadır.
  • Tekka: Fransa kökenli bir markadır.
  • Humantech: Almanya merkezli bir markadır.
  • Astra Tech: İsveç’te merkezi bulunan bir markadır.
  • Xıve-Ankylos (Friadent-Dentsply): Almanya ve İngiltere’de ortak üretim merkezli bir markadır.
  • Biomet3i: ABD merkezli bir markadır.

En İyi Diş İmplant Markaları

  • Dental İmplant: Diş doktorlarının genelinin kullandığı marka olan Dental İmplant kendi içerisinde de fazlasıyla ürün çeşitliliği ve kalite farkını barındırır. Oldukça bilinen İtalya merkezli olan bu marka için güvenilir hekimler ile çalışmak işinizi kolaylaştıracaktır.
  • Sky: Alman merkezli olan Sky markası diş implant ürünlerinde adını sağlamlığı ve kalitesi ile söz ettirmektedir. Avrupa’da diş hekimlerinin kullandığı yaygın bir markadır.

Tüp Bebek Fiyatları

Dünyanın pek çok yerinde olduğu gibi Türkiye’de de çocuk sahibi olmak isteyen çiftlerin başvurduğu yöntemlerden birisi de tüp bebek tedavisidir. Fakat bu tedavi yöntemi her çift için uygun değildir. Tüp bebek tedavisi dışında daha basit tedavi yöntemleri de bulunmaktadır. Bu yöntemin daha popüler olması yapılan tedavilerdeki yüksek başarı oranları ile ilgilidir. Özel sektörün hakimiyeti altında ve kimi zaman manipülasyonlara açık olsa da Tüp bebek tedavisi en çok tercih edilen yöntem haline gelmiştir. Bu bakımdan dikkat edilecek nokta kısırlığa sebep olan etkenlerin tespit edilerek kişilere en uygun tedavi seçeneklerini vermektir.

Tüp bebek tedavisinin tavsiye edildiği durumlar;

  • Yumurtalık kanallarında tıkanmanın olması ve aşırı hasar oluşan yumurtalık kanalları durumlarında,
  • Yumurtalık kanallarının bir takım cerrahi işlemler sonucu alındığı kadınlarda,
  • Üreme sistemleri yumurtalarının fallop tüpleri etkisiyle tutulmasının engellenerek yapışıkların oluştuğu durumlarda tüp bebek yöntemi başarıyla uygulanmaktadır.

Tüp bebek tedavi merkezlerine giden eşler birlikte görüşmede bulunmalı, değerlendirme yapmalı ve infertilite (kısırlık) sorununa yol açan etkenlerin anlaşılması sağlanmalıdır.

Kısırlık sebebi çiftlerin birlikte durum değerlendirilmesine tabii tutularak, yaş analizi,  günümüze kadar uyguladıkları yöntemler göz önünde bulundurularak en uygun tedavi yöntemleri belirlenmelidir.

Tüp bebek fiyatları tedavi merkezlerine göre değişiklik göstermektedir. Seçeneklerin artması ile birlikte çiftlerin seçim yapmaları da oldukça zor bir hale gelmektedir.

Merkezlerde yapılan tedavisi için ortalama tüp bebek fiyatları vermek gerekirse 3.000-4.500 TL. arasında değişiklik göstermektedir. Burada fiyatı belirleyen faktörlerin başında yapılan deneme sayıları ve muayene sonrası ekstra bir tedavinin uygulanıp uygulanmayacağıdır.

Tedaviye Dahil Olan Hizmetler

Tüp bebek fiyatları konusunda genelde aşağıdaki hizmetler bu tedaviye dahil edilmektedir:

  • Ultrason folikül takibi
  • Yumurta toplama işlemi (OPU)
  • Kadına verilen anestezi
  • Erkek sperm örneği
  • Yumurta ve sperm birleştirme işlemi
  • Döllenmiş embriyonun kadın hastaya verilme işlemi

Fark Ücreti İstenen İşlemler

Tüp bebek fiyatları için aşağıda bulunan hizmetler genel olarak ayrı bir fiyatlandırmaya tabii tutulmaktadır.

  • Mikro-tese işlemleri
  • Patoloji

Tüp bebek tedavisinde fiyatı konusunu en çok etkileyen faktörlerden birisi de ilaçlardır. Hastanın duruma göre kullanılacak olan ilaçlar değişiklik gösterir.

İlaç dozu hastanın yapılan ultrason takibi ve hormon testleri sonucu belirlenen ihtiyaca göre verilmektedir. Buna göre ilaç fiyatları değişken olmaktadır. Kadın hastanın yaşının ileri seviyelerde olması, yumurtalık rezerv durumu gibi faktörlerde ilacın dozajını arttırmaktadır. Yani özetle ilacın dozajına göre maliyetler de artmaktadır. İlaç maliyetleri ortalama olarak 1.000-2.500 TL. arasında olmaktadır.

Çiftler için tüp bebek fiyatları konusunda çeşitli merkezlerle görüşerek ihtiyaçlarına en uygun, en iyi tedavi yerini tespit ederek gerekli muayenelere başlamaları önerilmektedir.

Organ Nakli İstatistikleri

Günümüzde organ nakli, organları hasar görmüş hastalara büyük umut olmaktadır. Karaciğer, böbrek, pankreas, deri, kalp kapakçığı, kas, el, yüz, kalp gibi birçok nakilin mümkün hale geldiğini söyleyebiliriz. Bu konudaki bilinçlilik biraz daha artmış olsa da, her yıl Türkiye’de ve dünyada organ nakli bekleyen insanların sayısı oldukça fazla. Geride bıraktığımız yılda vefat eden 1700’e yakın kişinin yalnızca 375’inin organlarının nakline izin verilmiş. Oysa nakil bekleyen hastaların sayısı çok daha fazla. Peki, en çok hangi organın nakline ihtiyaç var?

  • Böbrek nakli: 22.146 kişi
  • Kornea nakli: 2934 kişi
  • Karaciğer nakli: 2223 kişi
  • Kalp nakli: 623 kişi
  • Pankreas nakli: 265 kişi
  • Akciğer nakli: 51 kişi
  • Bağırsak nakli: 5 kişi
  • Kalp kapağı nakli: 4 kişi

Verilere göre kornea nakli ve nakit ihtiyacında yıllar içinde artış olduğu görülüyor. Geçtiğimiz yıl 2934 kornea nakli bekleyen hastanın yaklaşık 2472’sinin nakli gerçekleştirildi.

Bu verilerin yanı sıra her yıl Türkiye’de 2000 kişi organ nakli beklerken hayatını kaybediyor. Vefat eden hastanın ailesinin nakil işlemlerine izin vermemesi nedeniyle sağlam organlar da toprak altında çürüyüp gidiyor. İspanya’nın nüfusuna göre donör ortalaması %35 civarındayken, Türkiye’de bu rakam %5 civarında. Bu da durumun ne kadar ciddi boyutlarda olduğunu gösteriyor.

2015 yılında beyin ölümü gerçekleşen 1969 kişinin sadece 472’sinin ailesi organ bağışına izin verdi. Bu yıl geride bıraktığımız sürede gerçekleşen 333 beyin ölümünün ise 108’inin ailesi organ bağışına izin verdi. Son 5 yıllık tabloya bakacak olursak, Sağlık Bakanlığı’ndan alınan verilere göre; beyin ölümü gerçekleşen 8601 hastanın 2045’inin organ nakli gerçekleştirilmiş. Geride ise organ bağışı bekleyen 6000 kişinin hayallerinin suya düşmesine, belki de organ bağışı beklerken vefat etmesine neden oluyor.

Serviks Kanseri

Tüm dünyada kadınlarda en çok görülen kanser türlerinden biri olan rahim ağzı( serviks) kanseri, erken teşhis ve doğru tedavi ile önlenebilir bir hastalık olmasının yanında, kadınlarda kansere bağlı ölümlerin en büyük nedenlerinden de biridir. İlk belirtisi vajinal kanama olmakla beraber, ileri seviyelere gelene kadar herhangi bir belirti vermeden de ilerleyebilir. Ameliyat, radyoterapi, kemoterapi gibi tedavi seçenekleri bulunan serviks kanseri gelişiminde HPV enfeksiyonu temel rol oynamaktadır.

Kadınlarda en sık görülen 2. kanser türü 

Dünya üzerinde her 2 dakikada bir kadının ölmesine neden olan serviks kanseri, halk arasında rahim ağzı kanseri olarak bilinir. Bu kanser türü görülen kadınların neredeyse tamamında HPV enfeksiyonu olduğu görülmüştür. Peki, serviks kanseri neden olur? Tetikleyen faktörler nelerdir?

  • Cinsel yaşamın kadınlarda 20 yaşından önce başlamış olması risk faktörleri arasında ilk sıralardadır.
  • Ayrıca kişisel hijyene özen gösterilmemesi,
  • Sigara kullanımı,
  • Doğum sayısının fazla olması,
  • Aile bireylerinden birine rahim ağzı kanseri teşhisi konulmuş olması,
  • A ve C vitamin eksikliği
  • Stres
  • Çok eşlilik,
  • cinsel yolla bulaşan hastalıklar da yine serviks kanserine neden olan faktörler arasında yer alıyor.

Erken tanı, diğer tüm kanser türlerinde olduğu gibi rahim ağzı kanseri için de hayat kurtarıcıdır. Bu nedenle kadınlar düzenli periyotlarla jinekolojik muayene olmalıdır. Erken teşhis ile kanserin ölümle sonuçlanma riski %75’e yakın bir oranda azalır.

Serviks Kanseri Tedavisi

Hastalığa erken tanı konulduğunda radyoterapi ya da kemoterapiye gerek duyulmadan ameliyatla tedavi edilebilir. Bu ameliyat, rahmin ve rahim ağzının çıkarılması ile gerçekleştirilir. Kanserin boyutuna göre tedavi yöntemi de değişiklik göstermektedir. Erken yaşlarda serviks kanseri görülmesi durumunda, rahmin ve rahim ağzının alınmasını engellemek ve doğurganlığı korumak için de çeşitli cerrahi operasyon seçenekleri de bulunmaktadır. İlerleyen evrelerde ise tedavi, radyoterapi ve kemoterapi gibi tedavi yöntemleri ile gerçekleştirilmektedir.

İlik Nakli Riskleri Nelerdir?

En çok yapılan nakil işlemlerinden biri olan kemik iliği nakli, lösemi hastalığına büyük umut oluyor. Vücutta normal olmayan hücrelerin zamanla artarak kemik iliğinde bulunan normal hücrelerin yerine geçmesi ile insanda kansızlık meydana gelir. Bu da savunma hücrelerinin azalmasına ve vücudun enfeksiyonlara karşı daha açık hale gelmesine neden olur. Kanser tedavilerinde son yıllarda %80’e varan başarı oranları sağlayan ilik nakli, kanserde mücadelede hastalara büyük bir umut oluyor. Ancak yine de her şeyde olduğu gibi kemik iliği nakli için de bazı riskler mevcut. Peki, ilik nakli riskleri nelerdir?

Vücutta sağlıklı kan üretimini engelleyen kemik iliği hastalıklarının ortaya çıkması durumunda nakil gerekir. İlik nakli gereken hastalıkların başında kan hastalıkları gelmektedir. Hastalık tedavisi sırasında yapılan tedavilere yanıt vermeyen hastalarda ilik nakli yapılır. İlik nakli yöntemleri arasında en az risk taşıyan yöntem “otolog ilik nakli“dir. Kanser hastalıklarının ileri seviyeye ulaştığı durumlarda en çok tercih edilen nakil yöntemidir. Tedavi sırasında hasta kemoterapi de gördüğünden; mide bulantısı, kusma, baş dönmesi, ishal, ateş gibi yan etkiler görülmektedir.

İlik nakli sonrasında 3 ay boyunca hastanın vücudu enfeksiyonlara açık durumdadır. Bu nedenle bu süreçte hasta doktor tarafından yakın takipte olmalıdır. Bağışıklık sisteminin güçlenmesi 6 ayı bulabilir ve 1 yıl dolduğunda hastanın bağışıklık sistemi normale yakın bir seviyeye yükselir. İlik nakli risklerini minimuma indirmek için, tedavi sonrasında hastanın yaşadığı ortam çok temiz olmalı ve sürekli takip altında olmalıdır. Bu süreçte enfeksiyon oluşma riski bulunduğundan, kişi evcil hayvan besliyorsa bunlar hastanın bağışıklık sistemi normale dönene kadar evden uzak tutulmalıdır. Onun yanı sıra ilk üç aylık süreçte eve dışarıdan biri gelmemeli ve hasta başkaları ile yakın temas kurmamalıdır. Kan hastalıkları tedavisinde yapılan ilik nakli, gelişen teknoloji ile risklerini minimuma indirmiş durumda olduğundan başarı oranları da aynı doğrultuda artmaktadır.

Tüp Bebek Nasıl Yapılır?

Çocuk sahibi olma konusunda birçok çiftin ümidi olan tüp bebek tedavisi, tüm dünyada her yıl milyonlarca anne-babayı adayı tarafından deneniyor. Kadın ya da erkekten kaynaklı olan kısırlık ve çeşitli sebeplerle hamileliğin oluşamaması durumunda, döllenmenin dışarıda(labaratuvar ortamında) gerçekleştirilmesi ve özel tüpler aracılığı ile anne rahmine koyulması ile gerçekleştirilen tüp bebek yöntemi, normal yollarla hamile kalma şansını iki kat arttırıyor.

Tedavinin başlaması için anne adayının buna psikolojik ve bedensel anlamda hazır olması gerekmektedir. Bunun için tedavi başlamadan önce doktor ile anne ve baba adayı ile görüşme yapılarak değerlendirme ve inceleme yapılır. Genel olarak 4 aşamaya ayırabileceğiniz tüp bebek tedavi yönteminde, ilk olarak çiftin daha önceki bebek denemeleri hakkında bilgi alınır. Çiftlerin önemsiz gördüğü ancak bebek sahibi olmaya engel olan sorunlar incelenir ve bu durumlar da tedavi kapsamına alınır. Anne adayının yumurta sayısı, kalitesi ve baba adayının sperm kalitesi analiz edilir.

İlk değerlendirme yapıldıktan sonra tedaviye karar verilir. Yumurtaların gelişimini sağlamak için yumurtalıkların uyarılması için hormon takviye ilaçlarının kullanımı başlar. Buna ek olarak yapılan hormon iğneleri ile yumurtaların uyarılması ve kalitelerinin arttırılması sağlanır. Yeterli gelişim sağlandığında sperm ve yumurta hücrelerinin labaratuar ortamında döllenmesi aşamasına geçilir. Döllenme aşamasına geçilene kadar hücreler özel ortamda saklanır.

Daha sonra seçilen embriyoların rahme transfer işlemi gerçekleştirilir. Tüp bebek tedavi yönteminde en önemli aşama bu transfer aşamasıdır. Embriyoların rahme transferinin gerçekleştiği bu aşamada transfer, mutlaka en doğru şekilde ve en uygun şartlar altında yapılmalıdır. Transferin yapılacağı zamanın belirlenmesi kişiden kişiye değişiklik göstermektedir. Doktor, en uygun günü belirledikten sonra transfer gerçekleştirilir. Transfer sonrasında beklenen sonucun elde edilmemesi ihtimaline karşı, kaliteli embriyolar da dondurularak saklanır. Bu da, anne ve baba adayları için ek bir tedavi şansı sunmaktadır.

Diş İmplantı Fiyatları

Estetik açıdan gerçeğe en yakın görüntüsü ile hastaların en çok tercih ettiği diş uygulaması, diş implantı oluyor. Doğal dişe en yakın seçenek olarak gösterilen implantın kullanımı, protez dişlere göre çok daha rahat ve konforludur ayrıca doğru kullanıldığında ömür boyu kullanılabilir. Diş implantı hakkında en çok merak edilen konu ise uygulanan fiyat politikaları oluyor. Protez dişlere göre çok daha kullanışlı olmasının yanında, daha pahalı olduğu gerçeği de unutulmamalıdır. Ancak yine de, bütçenizi zorlamanız gerekse de; daha rahat konuşmak, daha rahat çiğnemek ve doğal diş görünümüne sahip olmak için eksik dişleri tamamlamak için diş implantı tercih edebilirsiniz. Peki, diş implantı fiyatları ne durumda? Fiyatlar uygulamayı yapan doktor, implantın markası, yapılan merkez ve şehir hatta ilçeye göre değişiklik gösteriyor. Dişlerinizi yaptıracaksanız, fiyat konusunda gösterdiğiniz özeni diş hekimi seçimi konusunda da göstermeniz gerektiğini unutmayın.

İstanbul İmplant Merkezi

Tek implant ücreti;

  • Alman Nanoplant Höchst 1250 TL
  • Güney Kore Biogenesis 1000 TL
  • Zirkonyum diş 400 TL
  • Metal destekli porselen diş 350 TL

Dent Group İstanbul

  • Porselen kaplama metal destekli (tek diş) 545 TL
  • Tek diş zirkonya kaplama fiyatı 670 TL
  • Tek diş full porselen 1091 TL
  • Teş diş tabakalama 1091 TL
  • Tek diş porselen lamina 1360 TL

İmplant yaptırmadan önce mutlaka doktor seçimi ve kaliteli ürün seçimine dikkat etmelisiniz. Çin’de yapılan ve Avrupa ülkelerine ithal edilerek daha sonra dünyaya Avrupa ürünü olarak dağıtılan ürünlerden uzak durun. Yanlış diş implantı seçimi, ilerleyen dönemlerde kişide kemik erimesine neden olabilir. Bu nedenle diş implantı fiyat araştırması yaparken, markaya ve tedavi için tercih ettiğiniz merkezin güvenilir olmasına da dikkat etmenizi öneriyoruz.

 

Göz Seğirmesi Ne Anlama Gelir?

Gün içinde bir çoğumuzun karşılaştığı ancak pek de önemsenmeyen, genellikle bir süre sonra kendiliğinden geçen göz seğirmesi, kişinin gözlük kullanımına, kafein tüketim miktarına, gözlerinin yorulmasına, bilgisayar kullanımına ya da uyku durumuna bağlı olarak ortaya çıkabilir. Özellikle gözlük kullanan kişilerin göz numaralarının artmasına bağlı olarak göz seğirmesi görülebilir. Peki, belirtileri nelerdir? Neden olur ve ne anlama gelir?

Göz Seğirmesi Nedir

Kişinin göz kaslarının istemsiz olarak hareket etmesi anlamına gelen bu durum halk arasında oldukça yaygındır. Bir efsane olarak bu seğirmenin kötü bir şey olacağına işaret ettiği söylense de bu batıl inançtan başka bir şey değildir.

Göz Seğirmesi Neden Olur? Ne Anlama Gelir?

Hemen her hastalığın en önemli nedenleri arasında gösterilen stres, göz seğirmesinde de başlıca faktörler arasındadır. Stresli bir günün ardından göz kaslarınızın istemsiz olarak hareket ettiğini ve birkaç dakika sonra kendiliğinden geçtiğini gözlemleyebilirsiniz.

Uykusuzluk, düzensiz uyku, yorgunluk da yine göz seğirmesine neden olan faktörler arasında yer alıyor. Az uyuduğunuz bir gecenin ardından bu durumla karşılaşabilirsiniz.

İlerleyen yaş ile birlikte sıkça görülen göz kuruluğu da göz kaslarının istemsiz olarak kasılmasına neden olur.

Son dönemde göz seğirmesi şikayetlerinizin arttığını gözlemlediyseniz; kahve, çay, kola ya da alkol tüketiminizi yeniden gözden geçirin. Bu içeceklerin fazla tüketilmesi de seğirmelere neden olur.

Yanlış bir beslenme programı da bu duruma etken olan faktörler arasında yer alıyor. Bu durum, magnezyum eksikliğinden kaynaklanıyor olabilir. Periyodik bir göz seğirmesi ile karşı karşıyaysanız, bu durumla ilgili doktora gidebilirsiniz.

Nasıl Geçer?

Uzun süre devam eden ve bir türlü geçmeyen hastalara, Botoks enjeksiyonu yapılabilir. Onun dışında yukarıdaki durumlara bağlı olarak görülen seğirmelerde bu durumların ortadan kalkması ile seğirme de azalarak ya da birden bire ortadan kalkabilir.