Polikistik over diyabet nedeni

July 18th, 2011

Adet düzensizliği ve tüylenme ile kendini gösteren polikistik over sendromu, yumurtlama bozukluğu dışında insülin direncini de artırıyor.

ANKARA – Fizik tedavi ve rehabilitasyon uzmanı Prof. Dr. Yeşim Gökçe Kutsal, güneş ışınlarının, D vitamininin temel kaynağı olduğunu, bu vitaminin eksikliğinin, sadece kemik hastalıklarına değil, diğer sistemlerdeki bazı hastalıklara yatkınlıkta önemli rol oynadığını bildirdi.
“”Gece çalışma tutkusu yüzünden güneş ışınlarından yeterince yararlanamayan, Türk Marşı”nın da bestecisi Mozart”ın genç yaşta ölümüne, D vitamini eksikliğinden kaynaklanan hastalıkların neden olduğu”" iddiası, dünyaya milyonlarca kilometre uzaklıktaki bu gök cisminden yayılan ısı ve ışınların insan sağlığı üzerine etkilerini tekrar gündeme getirdi.
Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Anabilim Dalı öğretim üyesi ve Geriatrik Bilimler Araştırma Merkezi(GEBAM) Müdürü Prof. Dr. Kutsal, güneşten kaynaklanan ve yeryüzüne ulaşan (görülemeyen) ultraviyole ışınlarının UVA, UVB ve UVC olmak üzere üç farklı tipi bulunduğunu söyledi.
Bu ışınlardan UVA ve UVB, derideki 7 “”dehidrokolekalsiferol”" maddesini emerek D vitaminine dönüştürdüğü için güneş ışınlarının D vitamininin temel kaynağı olduğuna işaret eden Kutsal, ancak, tüm ultarviyole ışınlarının aynı olmadığını, bunların mevsime, gün içindeki saatlere ve yaşanan ülkenin dünya üzerindeki konumuna göre değişiklikler gösterdiğini söyledi.
EN ÇOK DERİ VE GÖZLERE ZARAR VERİYOR
Bunun yanında, cam arkasında bulunmak, güneşten koruyucu kremler kullanmak, geleneksel giyim tarzı uygulamak, ileri yaşta veya fazla kilolu olmanın derideki D vitamin dönüşümünü etkileyen kişisel faktörler olduğuna işaret eden Prof. Dr. Kutsal, “”Yaz ayları ultraviyole ışınlarının en kuvvetli olduğu dönemdir. Bu yoğunluk 10-16 saatleri arasında en yüksek seviyeye ulaşır. Ayrıca ekvatora yakın bölgelerde ve yüksek rakımda bulutların koruyucu etkileri daha az olduğu için bu ışınların zararlı etkileri daha fazladır”" şeklinde konuştu.
Bu zararlı etkilerin, deri ve gözde harabiyet, bağışıklık sistemin baskılanması ve daha ileri safhalarda kanser hastalığı şeklinde ortaya çıkabildiğini anlatan Kutsal, bunlardan korunmada, derideki “”melanin”" maddesi ile ilgili temel bilgilere sahip olmakta yarar bulunduğuna işaret etti. Prof. Dr. Yeşim Gökçe Kutsal, şu bilgileri aktardı:
“”Melanin maddesi, yoğunluğu oranında cildin rengini veren bir maddedir. Ultravioleyi absorbe eder (emer) ve deri rengi koyulaştıkça korunması için daha fazla melanin içerdiği anlaşılır. Yani ışınlar melaninin daha fazla yayılmasına ve büyümesine neden olur. Gemilerde çalışan tayfalar, tarlalardaki çiftçiler, denizlerde sörf yapanlar, iç mekânlarda yaşayanlara oranla ultraviyole açısından daha fazla risk altındadır. Derileri daha az melanin içeren açık renkli, ince derili kişiler ciltleri daha az ultraviyole ışını emdiği için ultraviyoleden daha az korunabilirler. Dolayısıyla açık renk cildi olanlar direkt güneş ışınından korunmalıdır.”"
“”D VİTAMİNİ EKSİKLİĞİNE DİKKAT”"
D vitamini deride adeta hazır olarak bulunduğu ve güneş ışınları ile harekete geçtiği için bir hormon olarak yorumlandığını vurgulayan Kutsal, bu vitaminin eksikliğinin pek çok ülkede yaygın olarak görülen önemli ve güncel bir sorun olduğunu söyledi.
Bu vitaminin eksikliğinde çocuklarda raşitizm, yetişkinlerde ise “”osteomalazi”" (kemiklerde mineralizasyon eksikliği) ve “”osteoporoz”" (kemik erimesi) hastalıkları görüldüğünü ifade eden Kutsal, şu uyarıları dile getirdi. “”D vitaminin eksikliği, sadece kemik hastalıklarına değil, diğer sistemlerdeki bazı hastalıklara yatkınlıkta da rol oynar. Bunlardan bazıları metabolik sendrom, kalp ve damar hastalıkları, kalın bağırsak, meme, prostat ve pankreas gibi bazı kanser türleri, romatid atrtit gibi iltihabi eklem hastalıkları, multipl skleroz gibi merkezi sinir sitemini tutan hastalıklar ve Tip-1 diyabettir. Kalp damar hastalıklarından kalp yetmezliği, miyokard infarktüsü, beyin damar kanamalarına ya da tıkanıklıklarına bağlı felçler, diyabetiklerde görülen kalp damar hastalıkları D vitamini yetersiz olan kişilerde daha fazla görülür. Bunun, otoimmün (bağışıklık) sistemi üzerindeki regülatuar (düzenleyici) etkileri de pek çok araştırmaya konu olmaya devam etmektedir. D vitamini eksikliği olan kişilerde yaşlanmanın hızlandığına dair görüşler de mevcuttur.”"
D vitamininin, vücuttaki kalsiyum metabolizmasının düzenlenmesinde de rol oynadığını ifade eden Kutsal, bu vitaminin, ağız yoluyla besinlerle alınan kalsiyumun bağırsaktan emilmesini ve böbrekten yeniden emilmesini sağladığını, bu yolla kandaki kalsiyum düzeyini sabit tuttuğunu söyledi. Kutsal, “”D vitamininin eksikliğinde ise besinlerle alınan kalsiyumun ancak çok az bir kısmı bağırsaktan emilebilir”" dedi.
GÜNEŞTEN DOĞRU YARARLANMAK İÇİN…
Vücutta D vitamini eksikliğinin kan incelemesiyle tespit edilebildiğini, bu testte kandaki D vitamini düzeyinin 30 nanogram/mililitrenin üzerinde olmasının yeterli kabul edildiğini belirten Kutsal, güneş ışınlarından yararlanmak için şu önerileri dile getirdi:
“”-Güneş ışınları, en ucuz ve kolay ulaşılabilen D vitamin kaynaklarıdır. Uygun saatlerde güneş ışınlarından yararlanılmalıdır.
-Haftada dört defa kol ve bacakların 20 dakika süre ile direkt güneş ışınına maruz bırakılması yeterlidir.
-Beslenirken D vitamininden zengin gıdalar tercih edilmelidir. Örneğin süt ve süt ürünleri, balıklardan sardalye, somon, uskumru, ton balığı, balık yağı, yumurtanın sarısı ve tereyağ D vitamininden zengindir.
-Yılda bir kez kandaki D vitamini düzeyi kontrol edilmelidir.
-Hekim gerekli görürse ilaç olarak D vitamini desteği alınabilir. Önerilen doz, günlük bin internasyonal ünitedir. Yaşlılar başta olmak üzere güneşten yeterince yararlanamayanlar için günde 2 bin internasyonal ünite D vitamini alınabilir.”"
ANKARA – Uzmanlar, polikistik over sendromunda şeker hastalığında olduğu gibi insülin etkisine karşı direnç geliştiğini belirterek, bu hastaların yüzde 40″ında gizli şeker, yüzde 8″inde de aşikâr şeker bulunduğunu; polikistik over sendromlu her iki hastadan birinde şeker düzensizliği çıktığını ifade ediyor.
Op. Dr. Adnan Kaya, kadınlarda adet düzensizliği ve tüylenmede artış gibi belirtilerle kendini gösteren “”polikistik over sendromu”"nun doğurganlık çağındaki kadınlarda en sık karşılaşılan hormonal bozukluk olduğunu söyledi. Kaya, polikistik over sendromunun, kadınlarda erken yaşlarda görülmeye başlayan ve birçok rahatsızlığa yol açabilen ciddi bir problem olduğunu, kısırlık ve estetik sorunlara yol açabildiğini ifade etti.
Kaya, bu hastalığın kadınlarda yüzde 6-8 oranında görüldüğünü dile getirerek, “”Başka bir deyişle her 12-15 kadından birinde polikistik over sendromu var”" dedi. Ultrasonda da tespit edilebilen polikistik over sendromunun en sık adet düzensizliği ile ortaya çıktığını belirten Kaya, düzensizliğin yılda 6 ya da daha az adet görmeyle kendini gösterdiğini söyledi.
Kaya, gebe kalamama şikâyeti ile değişik merkezlere başvuran kadınların yaklaşık yüzde 50″sinde polikistik over sendromu bulunduğunu dile getirerek, polikistik over sendromunun yumurtlama bozukluğuna yol açtığı için gebe kalmayı engellediğine işaret etti. Kaya, yumurtanın yeterince büyümemesi ve yumurtlamanın olmamasının gebelik oluşumunu olumsuz etkilediğini belirterek, “”Kadınlarda yumurtlama hormonu progesterondur. Ancak bu hastalarda sadece östrojen hormonu hakimdir. Böyle olunca da ihmal edilmiş vakalarda rahim iç tabakası kalınlaşır, bunun sonucunda da rahim içi kanseri riski artar”" diye konuştu.
ERKEK TİPİ SAÇ DÖKÜLMESİNE YOL AÇABİLİYOR
Kaya, hastalığın ikinci en önemli özelliğinin erkeklik hormonu testosteronun kanda artmasına bağlı olarak tüylenmenin görülmesi olduğunu ifade etti. Kıllanmanın özellikle yüzde, çene altında, göğüs uçlarında ya da göbeğe doğru görüldüğünü anlatan Kaya, erkeklik hormonunun yüksekliğinin erkek tipi saç dökülmesine, yağlanma ve sivilcelere de yol açtığını belirtti.
Kaya, polikistik over sendromunun insülin metabolizmasında da bozukluklara neden olabildiğini işaret ederek, “”Şeker hastalığında olduğu gibi insülin etkisine karşı direnç olur. Araştırmalara göre, bu hastalığı olanların yüzde 40″ında gizli şeker, yüzde 8″inde de aşikâr şeker var. Neredeyse polikistik over sendromu olan iki hastadan birinde şeker düzensizliği çıkıyor”" dedi.
TÜP BEBEK UYGULAMASI BAŞARILI
Hastalığın konusunda başarılı tedavi olanakları bulunduğunu belirten Kaya, özellikle hastalıktan kaynaklı gebelik sağlanamaması halinde tedavinin ilk olarak hap kullanılması ve iğne yapılması şeklinde olduğunu anlattı. Kaya, bu yöntemlerin etkili olmaması halinde tüp bebek tedavisinin uygulandığını anlatarak, “”Polikistik over sendromlu olgularda tüp bebek uygulaması başarılı. Çünkü, bu hastalar çok sayıda yumurta ve embriyo üretebiliyorlar”" diye konuştu.
Polikistik over sendromunun tanısının detaylı muayene, ultrasonografi ve kan hormon analizleri ile konulabildiğini, tedavi ile hastanın kozmetik sorunlarının çözülebildiğini bildiren Kaya, çocuk sahibi olma konusundaki beklentilerinin karşılanabildiğini ve ileri yaşlarda ortaya çıkması muhtemel metabolik sorunların önlenebildiğini sözlerine ekledi.

Bu yazının kategorisi: Gebelik,Hastalıklar,Kanser Hastalığı,Sağlık Haberleri,Şeker Hastalığı


Takvim

May 2012
M T W T F S S
« Jan    
 123456
78910111213
14151617181920
21222324252627
28293031  

En yeni yazılar