Sekse giden yol mideden geçer…

February 26th, 2011

Diyetisyenler, cinselliğin kalitesi ile tüketilen besinler arasında yakın ilişkili olduğunu söylüyor ve afrodizyak besinlerin tüketilmesini öneriyor.

ANKARA – Çocuk İstismarı ve İhmalini Önleme Derneği Başkan Yardımcısı Doç. Dr. Figen Şahin ve 33 yıl Londra Üniversitesi”nde cinsel istismar üzerine araştırma yapan Prof. Dr. Ülkü Gürışık, söz konusu uygulamada kullanılacak ilaçların birçok yan etkisi olduğunu, uygulama yapılan kişinin iyi takip edilmesi gerektiğini belirtti.
Yöntemin, birçok bilim adamı tarafından “”barbarca ve insanlık dışı”" olarak nitelendirildiğini aktaran uzmanlar, “”bu kişilerin, fiziksel olarak bir sorun yaratmayacak olsa bile, ruhsal olarak doymadıklarından fantezilerini küçük çocuklar üzerinde uygulayarak cinsel istismarda bulunabildiklerini”" ifade etti.
AK Partili vekillerden Aşkın Asan ve Alev Dedegil”le, kanun teklifi hazırlığı sırasında uzun süreli toplantılar yaptıklarını belirten Gürışık, görüşmelerde yöntemin uygulanması halinde doğabilecek sakıncalar hakkında bilgi verdiğini söyledi.
“TEDAVİ 5-20 BİN DOLAR”"
Gürışık, bu yöntemle insanların “”fantezilerinin engelleyemeyeceğini”" ve aylık iğne takiplerinin Türkiye”de mümkün olmadığını ifade ederek, şunları kaydetti:
“”Vekiller çocukları düşünerek hareket ediyor. Ancak biz, hastayı tedavi etmekle yükümlüyüz. Bu nedenle hastalara zararı olacak bir uygulamayı savunamam. Bu ilaçların ölüme kadar götürebilen yan etkileri var. Ayrıca bu tedavi 5-20 bin dolar. Türkiye için çok pahalı. Ayda bir verilen bu iğnenin takibinin iyi yapılması gerekir. Ancak Türkiye”de adres sistemi bile doğru düzgün değilken, onların takibinin yapılması da pek mümkün değil. Kanun teklifi hazırlanırken konu çok boyutlu düşünülmeli.”"
Bu yöntem yerine, çocuğun korunmasının sağlanması gerektiğini belirten Gürışık, getirilmek istenen yöntemin birçok bilim adamı tarafından “”barbarca ve insanlık dışı”" olarak nitelendirildiğini söyledi.
“KİŞİ KABUL EDERSE UYGULANABİLİR”"
Gürışık, söz konusu yöntemin “”dişe diş göze göz”" şeklinde bir uygulama olduğunu vurgulayarak, istismarcılarının durumunun “”nörolojik”" olduğu değerlendirmesinde bulundu. Bir hastasının yaşadıklarından örnek veren Gürışık, “”Bu kişiler, fiziksel olarak bir sorun yaratmayacak olsa bile, ruhsal olarak doymadıklarından fantezilerini küçük çocuklar üzerinde uygulayarak cinsel istismarda bulunabiliyor. İngiltere”de çalıştığım dönemde hastamın anlattığı gerçek bir örnek. Bu yöntemi uygulayarak kendimizi güvende hissetmemiz doğru olmaz”" dedi.
Gürışık, uygulama için “”ilkel”" yorumunda bulunarak, “”Cinsel istismarın önüne geçmek için ilk yöntem, bu olmamalı. Kişi eğer bunu kabul ederse, bu yöntem uygulanabilir. İstismarcıyı bu şekilde cezalandırmak başarılı bir yöntem değil. Bu ruhsal bir hastalık. Önlemek için daha farklı yöntemler kullanılabilir”" diye konuştu.
UYGULANAN ÜLKELER
Dünyada tecavüz suçlarında erkekliğin köreltilmesi yönteminin uygulandığı ülkeler şöyle:
ABD: Kimyasal yolla hadım, ilk olarak ABD”nin California eyaletinde yasallaştı. 1 Ocak 1997″den itibaren yürürlüğe giren yasa 8 eyalette uygulanıyor.
Polonya: Polonya”da yakın akrabalarına tecavüz eden kişilerin ve pedofillerin ilaçla hadım edilmesini öngören yasa yürürlükte bulunuyor.
Çek Cumhuriyeti: Çek Cumhuriyeti, cinsel suç işleyen erkeklere hadım etme işlemini uyguluyor.
İngiltere, İsveç, Danimarka ve Kanada: Bu ülkelerde de suçluların isteğine bağlı olarak uygulanıyor.
CİNSEL SUÇLARA CEZALARI ARTIRAN KANUN TEKLİFİ
AK Parti İstanbul Milletvekili Alev Dedegil, cinsel suçlara cezaları artıran kanun teklifinde yer alan ifadelere ilişkin “”hadım”" kelimesini kullanmanın olayı magazinsel boyuta indirgediğini belirterek, “”Bu bir hadım değil, tedavidir”" açıklamasında bulunmuştu.
AK Partili vekillerden Aşkın Asan da Diyanet İşleri Başkanlığı’nın teklifi, “”Organların Allah tarafından verildiği ve isteseydi Allah cezalandırırdı”" şeklindeki değerlendirmesi ile ilgili olarak, “”Kanun teklifinin hiçbir yerinde “hadım” kelimesi geçmiyor. Hiç kimsenin organları alınmıyor, hadım yok. Hadım kelimesini siz kullandınız ve orada da hata yaptınız. Pedofili suçlularından; 2 yaşındaki çocuğa bile tecavüz eden, onları öldüren, organlarını parçalayan canilerden bahsediyoruz. Bunlar hasta ise bunların tedavi edilmesi gerekiyor. Tedavide kullanılan ilaç, ayda bir vurulan, kadınların doğum kontrolünde kullandığı “Depo Provera” denilen bir ilaçtır”" değerlendirmesi yapmıştı.
İSTANBUL – Araştırmaya katılan her 100 kadından 35’i tek gecelik ilişki yaşadığını belirtirken, erkeklerde bu oran yüzde 61’e çıkıyor.
İstenmeyen gebelik ve HIV/AIDS’in azaltılmasına yönelik kurumsal misyona sahip sosyal pazarlama kurumu olan DKT International Türkiye’nin, ülkemizdeki prezervatif kullanımına ve diğer cinsel davranışlara dikkat çekmek amacıyla Temmuz-Eylül 2010 tarihleri arasında yaptığı Güvenli Seks Araştırması çarpıcı verileri gözler önüne seriyor.
Toplam 20.078 verinin incelendiği araştırmaya göre, istenmeyen gebelik ve HIV/AIDS konularında endişe duyan katılımcılar arasında prezervatif kullanımı oldukça düşük. Katılımcıların yüzde 71’i son kez seks yaptıklarında kondom kullanmadıklarını belirtiyor. Ayrıca katılımcıların 3’te 1’i prezervatif alırken utanıyor.
ERKEKLER AŞKA İNANMIYOR
Araştırma cinsellikle ilgili konularda cinsiyetler arasındaki farklılıklara da dikkat çekiyor. Örneğin cinsel ilişkiye girmek için aşkın gerekliliğine inanan erkeklerin oranı yüzde 18’de kalırken, kadınların yüzde 62’si cinsel birliktelik için âşık olmanın şart olduğunu düşünüyor. Erkeklerin tek gecelik ilişki yaşama oranı yüzde 61’ken, kadınlarda bu oran yüzde 35. Ertesi gün ismi hatırlanmayan biriyle seks yapma oranı erkeklerde yüzde 28’ken, kadınlarda ise yüzde 13.
TÜRKLERİN CİNSELLİĞE BAKIŞ AÇISI
Araştırma kapsamında sadece prezervatif kullanımıyla ilgili alışkanlıklara değil, cinsel pozisyonlardan cinsel partner sayısına Türkler için tabu sayılan ve fazla konuşulmayan birçok konunun cevap aranıyor. Araştırma güncel verilerle Türklerin cinselliğe bakışını ortaya koyması açısından önem taşıyor.
WISCONSIN – Wisconsin Üniversitesi Tıp Fakültesi profesörlerinden kulak-burun-boğaz uzmanı Dr. Greg Hartig, cinsel aktiviteyle (özellikle oral seksle) yayılan HPV enfeksiyonlarıyla kafa ve boyun kanserleri arasında bir korelasyon olduğunu buldu.
Gawker sitesinin haberine göre, uzmanlar HPV ve bu tip kanserler arasında kesin bir ilişki tespit edilse de bağlantıyı tamamen oral sekse indirgemenin spekülatif olacağını söylüyorlar.
2007 yılında New England Tıp Dergisi”nde yayınlanan makale, kafa ve boyun kanserlerine yakalanan genç hastaların oral HPV testlerinin pozitif çıktığını ve hem vajinal hem oral birden çok partnere sahip olduklarını gösteriyor.
Yaygın olarak kullanılmamakla birlikte HPV”nin aşısı bulunuyor.
Bayer Schering Pharma tarafından 25 ülkede ve 15-24 yaş arası 5.000 genç üzerinde gerçekleştirilen ‘Doğum Kontrolü: Kimin Sorumluluğu?” ve ‘Doğum Kontrolü Hakkında Konuşmak” anketleri sonuçlarına göre; tüm dünyada gençler arasında korunmasız cinsel ilişki oranı artıyor.
Cinsel açıdan aktif gençlerin yüzde 45’i yeni bir partner ile herhangi bir doğum kontrol yöntemi kullanmadan ilişkiye yaşarken, yüzde 51’i kendilerinin doğum kontrol yöntemleri hakkında çok iyi bilgilendirilmiş olduklarını düşünüyor.
Araştırma, gençlerin doğum kontrolü konusundaki bilgileri ve günlük yaşamlarında yaptıkları arasında önemli bir aykırılık olduğunu vurgularken, “geri çekilme yöntemi”nin araştırmaya dahil olan bütün bölgelerde hala etkin olarak kullanıldığı, modern korunma yöntemleri konusunda ise gençlerin kafa karışıklığının devam etttiği belirtiliyor.
Araştırmaya göre; gençlerin korunma yöntemi kullanmama gerekçeleri ülkeler arasında farklılık gösteriyor. Tayland’da gençlerin üçte birinden fazlası, doğum kontrol yöntemi kullanmamalarının ana nedeninin “uğraştırıcı olması” olduğunu belirtirken, İngiltere ve Norveç’te gençlerin beşte biri, ‘alkol kullandıkları ve unuttukları’ için doğum kontrol yöntemi kullanmadıklarını, Latin Amerika’da kadınların yüzde 60’ı ve erkeklerin yüzde 55’i partnerleriyle doğum kontrolü hakkında tartışmaktan çekindiklerini dile getiriyor.
Araştırmaya göre birçok bölgede, doğum kontrol yöntemleri hakkında hala yanlış inanışlar bulunuyor. Rusya’da yanıt verenlerin yarısından fazlası ‘geri çekilme yönteminin’ güvenilir olduğuna inanırken, Peru’da yanıt verenlerin beşte biri regl döneminde ilişkiye girmenin etkili bir doğum kontrol yöntemi olduğunu düşünüyor. Türkiye’de ise gençlerin üçte birinden fazlası cinsel ilişki sonrasında banyo yapmanın hamile kalmayı engelleyeceğini düşünüyor.
YILDA 550.000 İSTENMEYEN GEBELİK
Türkiye Aile Planlaması Derneği Başkanı Prof. Dr. Hakan Şatıroğlu konuyla ilgili değerlendirmesinde: “Tüm dünyada, her yıl gerçekleşen 205 milyon gebeliğin yaklaşık olarak üçte biri plansız. Planlanmayan gebelik düzeyi özellikle gençler arasında önemli bir global sorun olduğundan, bu araştırma sonuçlarının büyük önem taşıdığını düşünüyorum. Araştırma, tüm dünyada adolesan gebeliklerin sayısının azaltılması için, modern korunma yöntemleri kullanan gençlerin sayılarının artması hakkında hala yapılacak çok iş olduğunu gösteriyor. Gençler, doğum kontrolü de dahil olmak üzere tüm yaşamlarının kontrolünü ellerine almak istiyor. Fakat geleneksel yöntemlerle kıyaslandığında istenmeyen gebelikleri önlemede çok daha yüksek etkinliğe sahip olan modern korunma yöntemleri konusunda halen bilinçsizler. Türkiye’de her yıl 550.000 istenmeyen gebelik gerçekleşiyor ve bunların 285.000’i kürtajla sonuçlanıyor. Dünyada her yıl 80.000 kadın bu nedenle hayatını kaybediyor. Bu araştırma, esas problemin erişilebilir bir yolla gençlere doğum kontrolü bilgileri ve eğitimi verilmemiş olması olduğunu gösteriyor. Bu nedenle ebeveynler, öğretmenler ve sağlık uzmanlarının doğum kontrolünün hem sağlıkları hem de yaşam kalitesi için önemi konusunda gençleri bilinçlendirmeleri ve doğru korunma yöntemleri hakkında bilgilendirmeleri büyük önem taşıyor” dedi.
ARAŞTIRMANIN DİKKAT ÇEKEN SONUÇLARI
• Latin Amerika’daki gençlerin yarıdan fazlası (yüzde56) doğum kontrolü olmaksızın cinsel ilişkiye girdiğini belirtirken, bu oran Asya’da yüzde 47, Kuzey Amerika’da yüzde 45, Avrupa’da yüzde 36, Tayland’da ise yüzde 73.
• Tayland’da, gençlerin üçte birinden fazlası, doğum kontrol yöntemi kullanmamalarının ana nedeninin “uğraştırıcı olması” olduğunu belirtirken, Rusya’da gençlerin neredeyse dörtte biri (yüzde 23) kullanmaktan hoşlanmadıkları için doğum kontrol yöntemi tercih etmediklerini bildirmiştir. Kuzey Amerika’da ise gençlerin yüzde 44’ü o sırada doğum kontrol yöntemine erişemedikleri, yüzde 13’ü ise ‘alkol kullanmaları ve unutma’ gerekçesiyle kullanmadıklarını belirtmiştir.
SEKSİ İÇ ÇAMAŞIRI MI, KORUNMA YÖNTEMİ ÖNEMLİ?
• Latin Amerika’da gençlerin üçte biri (yüzde 32) doğum kontrolünü bir randevuya hazırlanırken en önemli kısım olarak görürken, diğer bölgelerde ise gençler randevu öncesi duş alma, ağda yapma ve parfüm kullanma gibi kişisel hijyene doğum kontrolünden daha fazla önem vermektedir. Rusya’da, kadınlar cinsellikle sonuçlanabilecek bir randevuya hazırlanırken ‘seksi iç çamaşırı’ giymeyi en az doğum kontrolü kadar önemsemektedirler.
• Asya’da gençlerin yüzde 28’i doğum kontrol yöntemleri hakkında çok iyi bilgi sahibi olduğunu düşünürken, bu oran bütün bölgelerdeki en düşük rakamdır. Avrupa’da gençleri yarısından fazlası (yüzde 56) doğum kontrol yöntemi seçenekleri konusunda çok iyi bilgilendirilmiş olduğunu belirtse de, Rusya ve Polonya’da erkeklerin yüzde 58’i, Türkiye ise yüzde 54’ü mevcut farklı doğum kontrol yöntemleri arasından kendileri ve partnerleri için en iyi yöntemin hangisi olduğunu bilmediklerini söylemiştir.
• Asya (yüzde 38) ve Latin Amerika’da (yüzde 34) gençlerin üçte birinden fazlası ‘geri çekilme yönteminin’ etkili olduğuna inanmaktadır. Çin ve Tayland’da gençlerin yaklaşık yarısı ‘geri çekilme yönteminin’ istenmeyen bir gebelikten kaçınmak için etkili bir yol olduğunu düşünmektedir (yüzde 55 ve yüzde 46).
• Peru’da yanıt verenlerin beşte biri (yüzde 19) regl döneminde cinsel ilişkiye girmenin en etkili doğum kontrol yöntemi olduğunu düşünmektedir.
JİNEKOLOĞA DEĞİL, ECZANEYE GİDİYORLAR
• Türkiye’de, yanıt verenlerin üçte birinden fazlası (yüzde 35), Arjantin’de ise yüzde 16’sı cinsel ilişki sonrası banyo yapmanın istenmeyen gebeliği önleyebileceğine inanmaktadır.
• Latin Amerika’da genç kadınların yüzde 75’inin ve genç erkeklerin yüzde 63’ünün ailesinden biri veya yakın arkadaşları istenmeyen bir gebelik yaşamıştır. Bu oran Kuzey Amerika’da gençlerin yarısından fazlası (yüzde 53), Avrupa’da genç kadınlarda yüzde 36 ve genç erkeklerde yüzde 21, Asya’da ise genç kadınlarda yüzde 40 ve genç erkeklerde yüzde 29’dur.
• Latin Amerika’da gençlerin yüzde 44’ü doğum kontrol hapı kullanmaya karar verdiklerinde jinekoloğa gittiklerini belirtmektedir, diğer ülkelerde ise doğrudan eczaneden alma fikri daha yaygındır.
LONDRA – Hollanda”daki Utrecht Üniversitesi Psikofarmakoloji Bölümü’nden Prof. Marsel Waldinger, tıp literatüründe, Boşalma Sonrası Hastalığı Sendromu (post orgasmic illness syndrome-POIS) olarak yer alan cinsel hastalığa, kişinin kendi spermine alerjik reaksiyon göstermesinin yol açabileceğini belirlediklerini söyledi.
Tıp literatüründe 2002 yılından beri bulunan POIS, boşalma sonrası ortaya çıkan, ateş, burun akıntısı, aşırı yorgunluk ve göz yanması gibi grip benzeri semptomlarla kendini belli ediyor ve bazı durumlarda iki hafta kadar sürebiliyor.
Hastalığın nedeninin şimdiye kadar psikolojik olduğunun sanıldığına işaret eden Waldinger, ancak Hollanda”daki bir tıp dergisinde yayımladıkları iki bilimsel araştırmanı, bunun kişinin kendi spermine oto-alerjik reaksiyon göstermesi sonucu ortaya çıktığını gösterdiğini kaydetti.
Hastalığın çok nadir görülmesi nedeniyle bu durumdaki kişilerin hasta olduklarını bilmediklerine ve bu nedenle doktora gitmediklerine dikkati çeken Waldinger, alerji toleransını artırmaya yönelik bir tedavi olan hiposensitizasyon tedavisiyle hastalığın belirtilerinin büyük ölçüde azaltılmasının mümkün olduğunu söyledi.
Waldinger, yaptıkları araştırmanın, büyük ölçüde azaltılmış dozlardaki kendi spermleri, deri üzerinden enjekte edilerek tedavi edilen hastalarda belirtilerin, 1 ila 3 yılda önemli ölçüde azaltılabileceğini gösterdiğini sözlerine ekledi.
Uzmanlar, hastalığın 2002″den beri tıp literatüründe yer almasına karşın pek çok aile hekimince bilinmediğini vurguluyor.
İSTANBUL – Diyetisyen Müge Arslan da sağlıklı bir cinsel hayata sahip olmak için hangi besinlerin tüketilmesi gerektiğini anlattı. İşte Müge Arslan’ın önerdiği afrodizyak etkili besinler:
Çikolata: İçerdiği seratonin ve daha da önemlisi fenetilamin maddeleri nedeniyle hafif cinsel istek arttırıcı etkiye sahiptir. Afrodizyak özelliklerinin açıklanabilir bilimsel yönleri olsa da yenilirken yaşanan haz, etkinin daha fazla olmasını sağlar.

Kayısı: A vitamini ve potasyum bakımından çok zengindir. Fazla tüketildiğinde sindirim sisteminin hızla çalışmasına yardımcı olur. Kaslarla beynin daha düzenli çalışmasını ve daha az yorulmasını sağlar, cinsel gücü arttırır.
Fındık, fıstık, ceviz ve badem: Lif, protein ve vitamin bakımından zengindirler. Özellikle enerji verirler ve cinsel gücü arttırırlar. Bol protein ve B vitamini ihtiva eden bu yemişler bedensel ve zihinsel yorgunluğa iyi gelir.
İncir: Şeker oranı yüksek olmasına rağmen kan şekerini hızla yükselten şekerden olmadığı için tüketilmesinde bir sakınca yoktur. Cinsel gücü arttırır.
Muz: Mineral, magnezyum, demir, lif ve C vitamini bakımından zengindir. Bağışıklık sistemini güçlendirir, sperm üretimini arttırır.
Greyfurt: Karaciğeri çalıştıran, iştah açan ve cinsel gücü artıran bir meyvedir. Greyfurt suyu sabahları aç karnına içilmelidir.
Sarımsak: A, B1, C vitamini içerir. Kükürtlü yağı içersinde bol miktarda akil sülfür bulunur. Sarımsağın en önemli özelliği insana canlılık vermesi hem kadın hem de erkeklerde cinsel gücü arttırmasıdır.
Havuç: Yoğun A vitamini içerir. Kuvvetlendirir, güçlendirir ve cinsel gücü arttırır.
Mercimek ve kuru baklagiller: Protein, yağ, karbonhidrat ve liften B1 vitamini, sodyum, kalsiyum, demir, mineraller içerir. Zekâyı geliştirir ve zekânın cinsellik üzerindeki etkisi tartışılmaz.
Pekmez: Pekmezde bulunan minerallerin en önemlileri demir, kalsiyum ve potasyumdur. Tahinle alınması etkisini arttırır. Demir vücutta başta kırmızı kan hücrelerini bileşiminde yer alarak oksijen taşıma fonksiyonu görür. Kişinin enerjisinin ve cinsel gücünün artmasını sağlar.
İstiridye: İtalyan ve Amerikalı bilim adamlarının yaptığı çeşitli araştırmalarda içerdiği bazı aminoasitlerin cinselliği sağlayan hormonları tetiklediği görülmüştür. Ancak bu etkinin oluşması için gerekli miktar ve zaman göz önünde bulundurulursa kısa süreli kullanımda afrodizyak etkisinin görülmeyeceği belirtilmiştir.

Havyar: Uzun yıllardır afrodizyak olarak kullanılmaktadır. İçerdiği çinko miktarı nedeniyle erkeklik hormonlarının yapımını artırır. Çinkonun aynı zamanda sperm kalitesini de artırdığı belirlenmiştir.
Ginseng: Geleneksel Çin ve Güney Amerika tıbbında cinsel gücü artırmak üzere kullanılan bir köktür. Bir araştırma ginsengin cinsel isteği ve birleşme kapasitesini artırdığını ortaya koymuştur. Bu etkilerini sinir sistemi ve yumurtalıklar üzerinden gösterirken penis bölgesine gelen kan damarlarını da etkileyerek ereksiyon kalitesini de artırabilmektedir.
Ayrıca maydanoz, nane, tarçın, kekik, vanilya, sivri biber, hardal, kereviz, ayçiçeği, enginar, bezelye, yumurta, hindi (Çinko ihtiva ediyor, üstelik ucuz ve protein açısından da zengin), roka (bolca demir ve C vitamini içeriyor.), şalgam, antep fıstığı, susam, badem, ceviz ve fındık (içerdikleri doymamış yağ asitleri ve E vitamini nedeni ile afrodizyak olarak kullanılırlar), salatalık, kuşkonmaz, soğan, domates, fesleğen, hindistancevizi, bal, pekmez, kivi, greyfurt, karpuz, mango, ahududu, yoğurt, kırmızıbiber, köri ve diğer baharatlar da afrodizyak etki gösteren besinler içerisinde.
SAĞLIKLI CİNSELLİK İÇİN ALINMASI GEREKEN VİTAMİNLER
E vitamininin antioksidan özelliği, penis içerisindeki dokuların özelliklerini ve damar sistemini koruduğu için faydalı olabiliyor. Aynı zamanda erkeğin testis fonksiyonlarında da iyileşmelere yol açabiliyor.
B vitamini, özellikle diyabetik olan bireylerde diyabetik şikâyetler ortaya çıkmadan önce kullanılması gereken bir vitamin. Sinirlerin şeker hastalığından en az zarar görmesini ve kendini yenileme kapasitelerini iyileştiriyor. Selenyum da sperm hareketlerini ve kalitesini artırmak için öneriliyor. Çinko da hem ereksiyon hem de sperm üretimindeki basamaklarda görev alan bir mineral özelliği taşımaktadır.

Ayrıca yapılan çalışmalar cinsel ilişki sırasında yapılan aktivitelerle harcanan enerjilerin kilo verme üzerine de etkisinin olduğunu göstermektedir.
ALKOL CİNSELLİĞİ OLUMSUZ ETKİLİYOR
Ayrıca genel olarak algılanan düşüncelerden biri de kişiler alkol aldıklarında rahatladıklarını, cinselliğe daha iyi yaklaştıklarını düşünürler. Bu doğrudur, ancak alkolün enerjisi çok yüksektir. Vücutta gereğinden fazla enerji olduğu zaman bu yağa çevrilir. Dolayısıyla fazla alkol alındığında yağlanma ve damar tıkanıklığı hızlanır. Alkol, içeriği nedeniyle damarlarda genişleme yapar. Vücuttaki uç damarlar (eller, ayaklar ve yüzdekiler) genişlediği için ereksiyon sırasında penise giden kan miktarında azalma olur. Fazla yağ damarları tıkadığı için sorun olurken az yağ ise hormon dengesinin bozulmasına neden oluyor. Kansızlık özellikle kadınlarda hormonal dengeyi bozuyor ve cinsel uyarılma için gerekli olan genital bölgeye kan gidişini azaltıyor.

Bu yazının kategorisi: Cinsellik,Doğum,Gebelik,Kilo Verme


Takvim

May 2012
M T W T F S S
« Jan    
 123456
78910111213
14151617181920
21222324252627
28293031  

En yeni yazılar