Göz Seğirmesi Ne Anlama Gelir?

Gün içinde bir çoğumuzun karşılaştığı ancak pek de önemsenmeyen, genellikle bir süre sonra kendiliğinden geçen göz seğirmesi, kişinin gözlük kullanımına, kafein tüketim miktarına, gözlerinin yorulmasına, bilgisayar kullanımına ya da uyku durumuna bağlı olarak ortaya çıkabilir. Özellikle gözlük kullanan kişilerin göz numaralarının artmasına bağlı olarak göz seğirmesi görülebilir. Peki, belirtileri nelerdir? Neden olur ve ne anlama gelir?

Göz Seğirmesi Nedir

Kişinin göz kaslarının istemsiz olarak hareket etmesi anlamına gelen bu durum halk arasında oldukça yaygındır. Bir efsane olarak bu seğirmenin kötü bir şey olacağına işaret ettiği söylense de bu batıl inançtan başka bir şey değildir.

Göz Seğirmesi Neden Olur? Ne Anlama Gelir?

Hemen her hastalığın en önemli nedenleri arasında gösterilen stres, göz seğirmesinde de başlıca faktörler arasındadır. Stresli bir günün ardından göz kaslarınızın istemsiz olarak hareket ettiğini ve birkaç dakika sonra kendiliğinden geçtiğini gözlemleyebilirsiniz.

Uykusuzluk, düzensiz uyku, yorgunluk da yine göz seğirmesine neden olan faktörler arasında yer alıyor. Az uyuduğunuz bir gecenin ardından bu durumla karşılaşabilirsiniz.

İlerleyen yaş ile birlikte sıkça görülen göz kuruluğu da göz kaslarının istemsiz olarak kasılmasına neden olur.

Son dönemde göz seğirmesi şikayetlerinizin arttığını gözlemlediyseniz; kahve, çay, kola ya da alkol tüketiminizi yeniden gözden geçirin. Bu içeceklerin fazla tüketilmesi de seğirmelere neden olur.

Yanlış bir beslenme programı da bu duruma etken olan faktörler arasında yer alıyor. Bu durum, magnezyum eksikliğinden kaynaklanıyor olabilir. Periyodik bir göz seğirmesi ile karşı karşıyaysanız, bu durumla ilgili doktora gidebilirsiniz.

Nasıl Geçer?

Uzun süre devam eden ve bir türlü geçmeyen hastalara, Botoks enjeksiyonu yapılabilir. Onun dışında yukarıdaki durumlara bağlı olarak görülen seğirmelerde bu durumların ortadan kalkması ile seğirme de azalarak ya da birden bire ortadan kalkabilir.

Organ Nakli Nedir?

Kişinin hasar gören ve kullanılamayacak duruma gelen herhangi bir organı için, başka bir kişiden nakil yapılarak gerçekleştirilen operasyona organ nakli denir. Bu nakil, vefat etmiş kişiden ya da canlı kişiden yapılabilir. Birçok organın nakli canlı kişiden yapılırken, kalp nakli için kadavra bedenden yapılmaktadır. Şunu unutmamak gerekir; her an sizin ya da sevdikleriniz için organ nakli gelebilir. Bu nedenle organ bağışı oldukça önemlidir. Çalışır durumda olan organlar toprak altında kalacağına, başka birine hayat verip yeni bir bedende var olmaya devam edebilir.

Organ nakli, temel olarak çok eski zamanlara dayanmaktadır. 18. yüzyıldan bu yana konu üzerinde çalışmalar sürdüren bilim insanları, çalışmayan ve hasarlı olan organın yerine başka bir organın nakil edilebileceğini savunmuşlardır. İlk nakil bir böbrek nakli operasyonu ile gerçekleştirilmiştir. Joseph Murray ve ekibi tarafından 1954 yılında gerçekleştirilen bu operasyon başarı ile sonuçlanmış ve organ nakli de yapılabilir hale gelmiştir. Bunun öncesinde ise 1905 yılında Eduard Zirm bir kornea nakli gerçekleştirmiştir. İnsandan insana yapılabilen nakil işlemi; kalp, akciğer, böbrek, karaciğer, pankreas, ince bağırsak, el, yüz gibi organları kapsamaktadır.

Yapılan bu operasyonları; 1966 yılında yapılan pankreas nakli, 1967’de karaciğer nakli, yine aynı yıl kalp nakli, 1981’de akciğer nakli, 1983’de akciğer lobu nakli, 86’da çift akciğer nakli, 87’de tüm akciğer nakli, 98’de ilk pankreas nakli, aynı yıl el nakli, 2005’te Fransa’da ilk yüz nakli, 2006’ta penis nakli ve 2010 yılında gerçekleşen ilk başarılı tam yüz nakli gerçekleşmiştir. Vücutta görevini yapamayan herhangi bir organ için gerçekleştirilen organ nakli yapılabilmesi için organ bağışı oldukça önemlidir. Bu nedenle hayatta iken kişinin hür iradesi ile yaşamı sona erdikten sonra organlarının bağışlanmasına izin vermesi, vefat ettikten sonra da başka hayatlara can vermesini sağlayacaktır.

Diş İmplantı Nasıl Yapılır?

Düşmüş ya da fonksiyonunu kaybetmiş dişin yarattığı kötü görüntü, kişinin toplum içinde rahat gülmesini, rahat yemek yemesini engeller ve zaman içinde çene yapısının bozulmasına neden olur. Bu nedenle kırık dişin yerine mutlaka yenisi koyulmalıdır. Diş implantı yapım süresini 3 gruba ayırabiliriz. Bunlar; muayene aşaması, planlama aşaması ve yerleştirme aşamalarıdır. İlk aşamada;fonksiyonunu kaybetmiş dişin yeniden estetik bir görünüme kavuşabilmesi için uygulanan diş implantı için öncelikle implantın dişin kök formuna yerleştirilmesi gerekir. İmplantın kemiğe yerleştirilmesinden önce kemikte boşluk hazırlanır.

Hazırlanan bu boşluğa implant yerleştirildikten sonra üzeri kapaklı bir vida ile kapatılır. Bu durumu, tohumun toprağa ekilmesine benzetebiliriz. Bu işlem yapıldıktan sonra yeni bir uygulama için ortalama 2-3 ay herhangi bir işlem yapılmadan beklenir. Bu süreçte implant kemikle kaynaşır ve bir sonraki muayenede doktor röntgen ile yeni bir kontrol yapar. Eğer kemiğin ve implantın durumu uygun görülürse artık protez yapım aşamasına geçilir. Bu işlem genellikle lokal anestezi ile yapılır ve herhangi bir dikiş ya da başka bir işlem gerektirmez. Hastanın durumuna göre bazı durumlarda genel anestezi de yapılmaktadır.

Dişetinin şekillendirilmesinin ardından bölgede yer alan geçici diş, porselen diş ile değiştirilir ve implant diş uygulaması tamamlanmış olur. Tabii ki tedavi sonrasındaki süreç de önemlidir. Bu dönemde diş hekiminin verdiği ilaçları doğru bir şekilde kullandığınızda iyileşme süresi de hızlanmaktadır. Diş implantınının en büyük avantajı diğer yapay dişlere göre çok daha uzun ömürlü olmasıdır. Doğru bir şekilde kullanıldığında ve uzman bir diş hekimi tarafından yapıldığında yaşam boyu kullanılabilir. İmplantın tercih edilmesindeki en önemli etken hareketli protezlere oranla daha rahat bir kullanım sağlar. Başta çiğneme fonksiyonu olmak üzere, doğal diş görünümü için en çok tercih edilen de yine implant diş olmaktadır.

Tüp Bebek Nedir?

Doğal yollarla bebek sahibi olamayan çiftlerin dışarıdan döllenme ile bebek sahibi olmaları için geliştirilen tüp bebek tedavisi, günümüzde birçok çiftin tercih ettiği bir yöntemdir. Sperm ve yumurta, bu yöntem ile laboratuvar ortamında döllenir ve rahim içine yerleştirilir. Üremenin sağlanmasında yardımcı ek bir yöntemdir.

Dünyada ilk olarak İngiltere’de bu yöntem ile çocuk dünyaya gelmiştir. Rahim içinde döllenmeyen yumurta ve sperm rahim dışında döllenir ve embriyo gelişimi yaşandığında özel tüpler aracılığıyla rahim içine aktarılır. Bu nedenle yardımcı üreme yöntemleri arasında başarı şansı en yüksek yöntemlerin başında gelir. Kadın ya da erkekten kaynaklanan kısırlık tedavilerinde uygulanan bu yöntem sayesinde çiftlerin büyük bir bölümü başarılı sonuçlar elde etmektedir.

Tedavi başlamadan önceki süreçte, hasta ve doktor bir araya gelir. Bu görüşme sırasında çift için en uygun tedavi seçeneği belirlenir. Doğal yolla çocuk sahibi olma oranı %27 civarındayken, tüp bebek yöntemi ile bu oran %40 hatta %45’e kadar çıkar. Bu yöntem, daha önce çok kez denenmesine rağmen çocuk sahibi olamayan ya da çeşitli sebeplerle çocuk sahibi olma şansı çok düşük olan kişilerde de başarılı sonuçlar vaat ediyor.

Tüp Bebek Uygulaması Ne Zaman Yapılır? 

Çift için en uygun tedavi seçeneği belirlendikten sonra uygulama, anne adayının regl döneminin ikinci ya da üçüncü günü yapılır. Bu dönemde özel iğneler ile yumurtalıklar uyarılır. Bu süre anne adayının durumuna ve tedaviye verdiği yanıta göre 10-12 gün sürebilir. Süre boyunca yumurtanın gelişimi doktor tarafından takip edilir.

Tüp Bebek Uygulaması Nasıl Yapılır? 

Yumurtaların uyarılmasının ardından yeterli olgunluğa gelmeleri ile özel bir iğne aracılığı ile yumurtaların çatlaması sağlanır. Yumurtalıklar çatlatıldıktan 3 gün sonra bu kez de yumurta toplama işlemine geçilir. Yumurta toplama işlemi yaklaşık yarım saat süren bir işlemdir. Daha sonra fertilizasyon yani döllenme işlemine geçilir. Ardından kaliteli embriyolar rahim içine transfer edilir ve artık hamileliğin gerçekleşmesi beklenir.

Kalp Krizi Belirtileri

Her hissettiğiniz kalp ağrısı kalp krizi belirtisi olmasa da, kalpte ağrı ya da çarpıntı hissi en belirgin ve yaygın olarak görülen belirtilerin başında gelmektedir. Bazen belirti vermeden de bir anda ortaya çıkabilen kalp krizi, başta göğüs ağrısı ile kendini gösterir. Erkeklerde olduğu kadar kadınların da yaklaşık %30’u kriz geçiriyor. Bu durumda kalp krizi, çok ciddiye alınması gereken bir durumdur ve belirtilerinin görülmesi durumunda acil olarak doktora başvurulmalıdır. Peki, belirtileri nelerdir?

  • Tüm göğüs ağrıları kalp krizine işaret ediyor olmasa da, şiddetli ya da sık görülen göğüs ağrıları varsa bu durum görmezden gelinmemelidir.
  • Göğüs bölgesinde baskıya neden olacak aktivite sonrası göğüste yanma, ağrı, baskı hissi de krizin habercisi olabilir.
  • Göğüs ağrısına ek olarak kriz sırt ağrısı ile de başlayabilir. Bu belirti kadınlarda daha sık görülür. Sırt ağrısına omuz ve kol ağrısı, nefes darlığı, mide bulantısı, baygınlık hissi de eşlik ediyorsa akla kalp krizi gelmelidir ve mutlaka müdahale edilmelidir.
  • Kriz anında en çok görülen durumlardan biri de soğuk terlemedir. Diğer belirtiler ile birlikte kendini gösterir. Göğüs ya da kalp ağrısına eşlik eden bir soğuk terleme varsa bu durum kalp krizi olabilir.
  • Kalp krizi sırasında çarpıntı da görülür. Genellikle ani olarak başlar ve kalp atışlarını kulağınızda hissetmenize neden olur. Bu, paniğin iki kat artmasına neden olur.
  • Göğüs ağrısı da kriz sırasında sıkça görülür. Görülen bu göğüs ağrılarının nedeni kalbe yetersiz kan gelmesidir. Göğüs ağrısı 20 dakikadan daha uzun sürüyorsa acil olarak müdahale edilmelidir.
  • Mide bulantısı da kriz anında diğer bulgulara eşlik edebilir. Buna ek olarak halsizlik, yorgunluk hissi ve soğuk terleme de görülür.
  • Gözlerde kararma, baş dönmesi, sol kolda ağrı, vücut ısısının düşmesi ve sinirlilik kriz anında ortaya çıkan belirtilerdir.

İlik Nakli Nedir Nasıl Yapılır?

Kemik iliği nakli nedir nasıl yapılır?

İnsanlarda erken yaşta ortaya çıkan lösemilerde özellikle çocuklarda ilaç ile tedavi yoluna gidilmektedir. Bu süreçte çocuğa ilacın yanında kemoterapi tedavisi uygulanmaktadır. Çocuklarda başarı oranı %85 civarındadır. Ancak çocuğun ilaç ve kemoterapi tedavisine yanıt vermediği durumlar olabilmektedir. Bu gibi vakalarda ilik nakli uygulanmaktadır.
Vücutta kan hücrelerinin yapımı için çalışan kök hücreler vardır. Bu kök hücreler sağlıklı bir verici (donör) kişiden alınarak hastaya nakledilmektedir. Hastaya nakledilen kök hücreler vücutta çalışmaya başladıktan sonra kendi başlarına kan hücreleri üretmeye başlarlar ve bu yeni üretilen kan hücreleri ile hasta sağlığına kavuşur.

Kemik iliği nakli için donör (verici) kişinin sağlaması gereken bir takım gereklilikler vardır.

Kemik iliği nakli için HLA adı verilen doku gruplarının uyması şarttır. Doku grubu (HLA) genelde kardeşlerle sorunsuz uymaktadır.  Bazen doku grubunun (HLA) diğer aile bireyleri ile de uyduğu görülmektedir. Bu her zaman olan bir durum değildir. Doku grubunun diğer aile bireyleri ile veya aile dışında birisi ile uymasına allojenik denir. İngilizcesi “allogeneic” olarak geçer.
Lösemi hastasına kardeşinden veya yakın akrabalarından uygun doku bulunamaması durumunda Kemik İliği Doku Bankası aracılığı ile akraba olmayan kişilerden uygun doku araması yapılır. Doku gruplarının uyması durumunda doku bankasında eşleşen kişiden ilik nakli yapılır.
Lösemi hastalarının eğer daha önce alınmış kemik iliği var ise (kemik iliği önce alınarak dondurulmuş ve saklanmış ise) bu ilik de hastaya kemik iliği nakli için kullanılabilir.
Hastaya ilik nakli yapılırken uygulanabilen bir diğer yöntem de hastanın damarlarında mevcutta dolaşan kök hücreler özel yöntemlerle toplanarak bunlardan ilik naklinin yapılmasıdır.
Lösemi hastası çocuğun kardeşi varsa ve bu kardeşin göbek kordonu kanı saklanmış ise bu kanda bulunan kök hücreler kullanılarak da ilik nakli yapılabilmektedir. Burada önemli olan şey göbek kordonu kanının düzgün biçimde alınıp uygun ortamlarda saklanmasıdır. Uygun ortamlarda saklanmayan göbek kordonu kanı ne yazık ki kullanılamamaktadır. Kardeşi olmayan çocukların anne-babaları yeni bir çocuk yaparak bu yeni doğan çocuğun göbek kordonu kanı ile lösemi hastası çocuğa gerekli olan kök hücreleri sağlayabilmektedirler.

Tıp her gün gelişmekte ve kök hücre alanında büyük devrimler gelmektedir. Daha önce mümkün olmayan yeni kapılar açılmakta ve lösemi hastalarına umut ışığı olmaktadır. Bu gelişmeler herkes için uygulanabilir olana kadar sabretmek ve morali yüksek tutmak çok önemlidir.